Sorgulamadan inanmak ve itaat etmek
Yıllar önce Akdeniz Üniversitesinden gelen bir bayan doçent, Heilbron’da Türkiye’nin eğitim durumu hakkında bir konferans vermiş, ülkemizin bayan ve baylarının okur-yazarlık oranlarının üzerinde olduğunu söylemişti. Konferans sonunda sordum:
„okur yazar olmayı neye göre ölçüyorsunuz? Sadece imzasını elle atabilen, adını soyadını yazabilen ama en basit bir dilekçeyi yazamayanlar, hiç kitap okumayanlar buna dahil mi? Bu kişileri okur-yazar tarifinden çıkarırsak verdiğiniz oranlar kaça düşer?“
Uzunca bir düşünmeden sonra cevap verdi: „Herhalde veya kadar kalır.“
Ben Almancayı Almanya’da öğrendim, burada yüksek öğrenim yaptım ve hayatım burada üniversitede geçti. Almanya’da da, gerek Türk ve gerekse Alman akademisyenlerde da bu oranlar Türkiye’den çok daha yüksek değildir, belki ile % arasındadır. Almanya’da fonksiyonel anlamda okuyup yazamayan veya ancak çok kısa cümleleri okuyup........
