menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müsavat Dervişoğlu'nun utanma duygusunu yitirdiği siyasi tiyatro

61 0
31.07.2026

Bir insanın utanma duygusunu bu kadar yitirmesi için herhâlde adının Müsavat Dervişoğlu olması gerekir. Geçtiğimiz gün, partisinin grup toplantısında yine “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik esip gürlüyordu. Konuşma metnini kim yazıyorsa o da ya hafızasız ya da “ben aldığım ücrete bakarım” diyen ve partinin sicilini de pek umursamayan bir model sanırım.

“Terörsüz Türkiye” süreci çerçevesinde ne TBMM’nin hazırladığı raporlara ne de MHP’nin ortaya koyduğu raporlara somut bir itiraz yöneltebilen, bunlar üzerinden istismar edecek bir malzeme bulamayan Müsavat Dervişoğlu, şimdi de kendisine yeni bir istismar alanı oluşturmak için “çerçeve yasa” tartışması üzerinden gündem yaratmaya çalışıyor.

Nitekim kürsüdeki tiyatrosunda, “Soruyorum, bu kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi yapacaktır, yoksa Meclis; İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırmak için mi kullanılacaktır?” sözleriyle toplumda fitne oluşturmaya çalışmıştır.

“Terörü kökten bitirme” meselesini öyle bir anlatıyor ki, sanırsın Öcalan ile yeniden devlet kuruluyor. Terör devam ederken PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak yapmış bir adam için çok gevşek sözler değil mi bunlar?

Gerçi biz MHP’liler ve Ülkücüler, Müsavat Dervişoğlu’nun sergilediği siyasi ikiyüzlülükler ve çirkeflikler karşısında kızıyor, öfkeleniyor; geçmişte PKK ile ilgili söylem, tutum ve ilişkilerini sürekli hatırlatıyoruz.

Ama Allah korusun, siz de Müsavat Dervişoğlu’nun yerinde olsaydınız, içine düştüğü siyasi acizlik ve çaresizlik nedeniyle belki benzer, belki de daha ileri tutarsızlıklar sergilemek zorunda kalabilirdiniz. Çünkü o, güneş logosu altında eriyen partisini siyasette ayakta tutabilmek ve MHP’ye saldırarak kendisini ona buna pazarlayabilmek için kendi adına yapması gerekeni yapıyor.

Fakat “Terörsüz Türkiye” süreci başladığı günden bu yana, Müsavat Dervişoğlu’nun HDP, Öcalan, PKK ve terörle mücadele konularındaki çok yüzlü söylem ve tutumlarını kaleme alıyorum. Yazdıklarım artık neredeyse bir kitap hacmine ulaştı.

Sözde bu siyasetçinin partisi; Selahattin Demirtaş’ın, “Bizim başarımız, HDP’nin başarısıdır ki Sayın Öcalan’ın çok önemsediği bir projedir. Türkiye’de birlikte yaşama ve özgür, demokratik bir birliği sağlama projesidir. Kendisinin özellikle son 20 yılını adadığı bir projedir. Bu projenin başarılı olması ve benim şahsımda başarılı olması onu nasıl ve niye rahatsız etsin?” sözleriyle tarif ettiği HDP ile iki kez açık ittifak yapacak, Kent Uzlaşısı üzerinden DEM Parti ile de dolaylı bir ittifaka girecek, sınır ötesindeki tüm terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkacak, HDP ile gizli anayasa taslakları hazırlayacak, Öcalan’ın kullandığı kavramları parti programına taşıyacak, “Kürtlerin siyasal temsilcisi HDP’dir.” diyecek, program taslağında “Kürdistan” ifadesine yer verecek; ama aynı parti, temel amacı terörü kökten bitirmek olan “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıkacak…

Meral Akşener’in Genel Başkanlık dönemine ait “helikopterle Kandil’e gitme” tartışmasını, Müsavat Dervişoğlu’nun geçtiğimiz aylarda “Biz zaten hiç ayrılmadık, hep dostuz” dediği Ümit Özdağ şöyle anlatmadı mı?:

“Ümit Bey bir helikoptere atlayıp Kandil’e gitsem, Duran Kalkan’a ve Cemil Bayık’a sorsam, ‘Ulan siz ne istiyorsunuz anlatın bakalım’ dedi. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Şaka yaptığını düşündüm ve ‘Meral Hanım böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey yaparsanız sizi hemen elinizi kolunuzu bağlarlar, ilk mağaraya atarlar’ dedim. Aynı soruyu bir başka toplantıda tekrar sordu. Dışarıda bir daha söylememesi gerektiğini söyledim.”

Bu sicili ve bu çelişkileri sürekli yazıyor, hatırlatıyoruz. Hadi, Müsavat Dervişoğlu sürdürdüğü bu siyasi tiyatronun devamı için cevap veremiyor; peki, bu kötü tiyatronun figüranı hâline gelen İYİ Parti milletvekilleri neden susuyor?

Cihan Paçacı, Selcen Taşçı, Adnan Şefik Çirkin, Ayyüce Türkeş, Erhan Usta, Hasan Toktaş, Ömer Karakaş, Metin Ergun, Şenol Sunat ve diğerleri…

Siz de Müsavat Dervişoğlu’nun sergilediği bu siyasi tiyatro hakkında bari bir iki cümle söyleyin. Yoksa “biz de onun gibi tiyatrocuyuz” mu diyorsunuz?Yoksa bu ikiyüzlü yaklaşımlar karşısında susmayı mı tercih ediyorsunuz?

Yahu, Meral Akşener döneminde partinizden istifa eden milletvekilleri, il başkanları ve genel merkez yöneticileriniz, PKK/HDP iş birliğinize ve ittifakınıza tepki göstererek istifa etmemiş miydi?

İYİ Parti’nin sergilediği ikiyüzlü söylemler karşısında, kendi partilerinden ayrılan isimlerin geçmişte yaptığı açıklamaları hatırlamakta fayda var.

Mesela, İYİ Parti’den istifa eden Adana Milletvekili İsmail Koncuk ne demişti?:“Akşener ve ekibi, seçimleri kazanmak için PKK’nın talebine bile ‘evet’ der.”

Yine İYİ Parti’den istifa eden Milletvekili İsmail Ok ise şunları söylemişti:“Akşener’e şu soruyu sordum: Biz CHP ile ittifakız. Ama görülüyor ki CHP’nin HDP ile de bir iş birliği var. Dolayısıyla ben bundan rahatsızlık duyuyorum. Bunu kabul edemem ve sürdüremem, dedim. Sayın Akşener de bana, ‘Hâlâ yerel yönetimler meselesini aşamamışsınız.’ dedi.”

Mesela, İYİ Parti Elazığ Kurucu İl Başkanı Abdulvahap Erdem de istifasını şu sözlerle açıklamıştı:“HDP’nin, Kürt siyasal hareketinin temsilcisi olarak görülen bir zihniyetle aynı çatı altında olmam mümkün değildir. Bu nedenle İYİ Parti’den istifa ettiğimi kamuoyuyla paylaşıyorum.”

İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Hayrettin Barut ise şu ifadeleri kullanmıştı:“Bir Türk milliyetçisi ve hayatını bu uğurda vakfetmiş biri olarak, bardağı taşıran son damla; bölücü bir partinin, Kürt kökenli vatandaşlarımızın siyasi temsilcisi olarak nitelendirilmesidir. Bu suretle hem Kürt kardeşlerimize hakaret edilmekte hem de bölücülük yapılmaktadır. Bunu kabul etmem mümkün değildir.”

Yine İYİ........

© Türkgün