Geçmişin dostluk hukuku ve vefanın asaleti
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etmesi medyada geniş yankı buldu. Ancak bu durum aslında çok da şaşırtıcı değildir. Sayın Devlet Bahçeli ile merhum Yazıcıoğlu, MÇP/MHP ve Ülkü Ocakları birlikteliğinde ortak bir dava ve güçlü bir dostluk hukukunu paylaşan iki önemli şahsiyettir.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, MHP’den ayrıldığı döneme kadar Sayın Devlet Bahçeli ile samimi bir birliktelik sergilemiş; pek çok karede Başbuğ Alparslan Türkeş’in yanında birlikte yer almışlardır.
Sayın Devlet Bahçeli’nin 1977 yılında Ülkü Ocakları’nın VI. Olağan Kongresi’nde divan başkanlığını yürütmesi ve bu kongrede Muhsin Yazıcıoğlu’nun genel başkan seçilmesi de bu ortak geçmişin önemli anlarından ve hatıralarından biridir.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibinin MHP’den ayrılmasının ardından ise Sayın Devlet Bahçeli, vefa ve sadakat anlayışıyla Başbuğ Alparslan Türkeş’in yanında kararlılıkla durarak MHP’nin bölünüp parçalanmasının önüne geçmeye çalışmıştır. MHP/MÇP’den ayrılma kararı alan Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibi karşısında hem ikna çabaları yürütmüş hem de Türkiye genelinde teşkilatları ziyaret ederek Ülkücülere moral ve motivasyon sağlamış, o süreçte büyük emek ve fedakârlık göstermiştir.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibinin MHP’den ayrılmasına ve sonrasında BBP isimli partiyi kurmalarına dair çok söz söylenir.
Zaten merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun sağlığında söyleyeceğimiz birçok hususu defalarca dile getirmiştik… Yuvamız MHP/Ülkü Ocakları, izinden yürüdüğümüz lider Başbuğ Alparslan Türkeş, sonrasında Bilge Lider Devlet Bahçeli olduğu için, bizim için dünyaya açılan tek pencere bu değerler bütünü olmuştur.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu artık ardından ayrılmaların ve ayrışmaların olduğu o dönemki kötü anılarla anacak hâlimiz yok elbette…
Helikopterinin düştüğü haberini aldıktan sonra zaten yüreğimizdeki kötü anılar silinmiş, yerini onun hayatta kalmasına dair dualar almıştı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiğinin anlaşılmasından sonra kaleme aldığım “GÜNEŞİ KAPATMAYIN, ÜŞÜYORUZ” başlıklı yazıda şu duyguları paylaşmıştım:
“Önce dört cenazeye ulaşıldığı bilgisi geldi, sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve bir kişinin daha enkaz bölgesinde olmadığı söylendi… Bu haberle birlikte diğer canlara duyduğumuz üzüntünün yanında, Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer kişiden bir mucize haber bekledik… Umutla bekledik, dualar dualara karıştı, gözyaşları yüreklerde yanan ateşi söndürmeye yetmedi…
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, şimdi tüm Türkiye’nin yüreğine kazınan ‘Üşüyorum’ şiirindeki ‘Güneşimi kapatmayın / Beton çok soğuk, üşüyorum…’ mısraları kulağımızda çınlarken, ‘Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor’ diye bir haber alabilmek için televizyonların başında adeta kilitlendik…
Fakat ‘Mağaralar aranıyor’ haberinin sunulduğu bir anda, son dakika yazısı ekranda Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefat haberini verdi…
Şiirinde ‘Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum’........
