menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eylül’lere rağmen var olduk

44 0
18.09.2026

Üzerinden tam 46 yıl geçti ancak hafızalardaki yangını sönmeyen 12 Eylül 1980… 

Siyasi partilerin kapatıldığı, liderlerinin, siyasetçilerin ve binlerce insanın tutuklandığı; 650 bin insanın gözaltına alındığı, on binlerce haksız davanın açıldığı, temel hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı, nice hayatın altüst edildiği ve millî iradenin vesayete mahkûm edildiği bu karanlık darbe, devletimize ve Türk milletine karşı işlenmiş en ağır ihanetlerden ve insanlık suçlarından biridir.

Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin vurguladığı gibi: "12 Eylül zulümdür, zillettir, hezimettir, rezalettir, cinayettir. 12 Eylül cuntasına beden ve beyin olanlar ise tek kelimeyle zalimdir. Darbeler, Türk demokrasi kültürünü zehirlemiştir. Milli iradeyi örselemiştir. Vesayeti özendirmiştir."

O karanlığın içinde, hayatlarının baharında ülkücü gençler vardı. Makamları yoktu. Servetleri yoktu. Güç peşinde değillerdi. Onların elinde yalnızca inançları, yüreklerinde vatan sevgisi, dillerinde Türk milleti ve gönüllerinde büyük bir ülkü vardı.

Taş Medreseli Ülkücüler Derneği Genel Başkanı Mehmet Yamtar Çelik’in ifade ettiği üzere: “Bizim kuşağımız, bir yanda Moskof uşaklarına, diğer yanda Batılı emperyalistlerin içimizdeki Sevr artığı ihanet odaklarına göğsünü siper etmiş kahraman bir nesildir. Bu yönüyle de adını Türk ve dünya tarihine şerefle yazdırmıştır.” 

Onlar şerefli geçmişimizin abideleridir. Çünkü onlar ülkücülüğü bir slogan olarak değil, bir hayat biçimi olarak yaşadılar.

Bir dönemin ruhunu anlatan Cennetmekân Başbuğ Alparslan........

© Türkgün