Tatar Türklüğünün yetim şairi: Abdullah Tukay
İdil-Ural'ın karlı bozkırlarından yükselen ses, henüz yirmi yedi yaşına basmadan sustu; ama o sesin yankısı, bugün Kazan'dan Ankara'ya, Bakü'den Taşkent'e bütün Türk dünyasında çınlamaya devam ediyor. Abdullah Tukay (Tatar Türkçesiyle ĞabdullaTuqay), modern Tatar edebiyatının ve çağdaş Tatar edebî dilinin kurucusu kabul edilen, kısa ömrüne bir kütüphane sığdırmış mücadele adamıdır.
Tukay, 26 Nisan 1886'da Kazan vilayetinin Kuşlavıç köyünde (bugün Tataristan Cumhuriyeti'nin Arça/Arsk ilçesi) yedi kuşaktır imam yetiştiren bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz dört aylıkken babası Muhammetgarif Efendi'yi, dört yaşındayken annesi Memdude Hanım'ı kaybetti. Küçük “Apuş”, elden ele dolaşarak Sasna, Üçili ve Kırlay köylerinde büyüdü; bir ara Kazan'ın Peçen Pazarı'nda evlatlık verilmek üzere dolaştırıldı. Kırlay köyü medresesinde başlayan eğitim hayatı, 1895'te Uralsk (Cayık) şehrindeki akrabaları yanına gönderilmesiyle yeni bir döneme girdi. Burada ünlü Mutiiye (Motıygıya) Medresesi'nde okudu, aynı zamanda üç yıllık Rus mektebinde Rusça öğrendi; Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesini ilerletti. Doğu edebiyatının yanı sıra Puşkin, Lermontov ve Krılov'u; ceditçi göçmen Abdülveli ile Hoca'nın oğlu Kamil Mutî sayesinde Osmanlı edebiyatını ve İstanbul Türkçesini tanıdı.
1905 Devrimi'nin getirdiği görece basın hürriyeti, Tukay'ın hayatında dönüm noktası oldu. Kamil Mutî'nin kurduğu matbaada mürettiplik yaparken Fikir gazetesinde, El-Asrü'l-Cedid dergisinde ve mizah dergisi Uklar'da yazılar yayımladı. 1907 sonbaharında Kazan'a yerleşti; Fatih Emirhan, AliaskerKamal ve SagıytRemiyev gibi Tatar aydınlarıyla birlikte El-İslah gazetesini, Yeşin ve Yalt-Yolt mizah dergilerini çıkardı. 214'ü aşkın şiirinin yanı sıra makaleler, hikâyeler, masallar ve çeviriler kaleme aldı. Bütün bu yoğun........
