Dünyayı kâğıda döken adam
15. yüzyılda uzaya yönelen ve Semerkand’ın yetiştirdiği en büyük kafalardan olan Ali Kuşçu, 16. yüzyılda çizdiği haritalarla dünyayı kâğıda döken Piri Reis yaşadıkları çağlara sığmayan isimlerdir.
Vatan sadece toprak değildir. Vatan, kıyıdır; boğazdır, limandır; açık denizde tutulan nöbettir. Bugün dünya, deniz yolları üzerinden yeniden kuruluyor. Ticaretin geçtiği hatlar, limanlar, boğazlar sadece ekonomik başlıklar değil; doğrudan doğruya egemenlik meselesi oluyor. İşte böyle bir çağda, kendi tarihimizden bir ismi yeniden hatırlamak zorundayız: Piri Reis.
Piri Reis’i ve eserlerini yalnızca “bir harita parçası” zanneden yanılır. Çünkü o parça, bir devlet aklının kâğıda dönüşmüş hâlidir. Onun hikâyesi, Gelibolu’da denizin içinde büyüyen bir çocuğun, denizci terbiye ile yoğrulmasının hikâyesidir. Amcası Kemal Reis’in yanında yetişmiş; denizi, rüzgârı, yolu, yönü yaşayarak öğrenmiştir. Üstelik denizcilik onun için sadece muharebe değil; mazluma el uzatmanın da yoludur: Endülüs’ten kaçan Müslümanların Kuzey Afrika’ya taşınması sırasında görev almıştır. Yani denizcilik hem güç hem merhamet işidir.
Bir milletin denize açılışını anlamak istiyorsanız, böyle adamlara bakacaksınız. Osmanlı-Venedik Harbi’nde bir geminin kaptanı olması, Modon’da gösterdiği gayret, Navarin’in geri alınışı haberini İstanbul’a götürüp II. Bayezid’in huzurunda taltif edilmesi; bunlar rastgele işler değildir. Fakat Piri Reis’i asıl büyüten, kılıçla beraber kalemi aynı elde taşımasıdır. Piri Reis, haritasını 1513’te Gelibolu’da hazırlamış; dört yıl sonra 1517’de Mısır’da Sultan Selim’e bizzat takdim etmiştir. Elimizdeki kısım, “büyük bir dünya haritasının bir parçasıdır. Kaybolan kısımlar elimizde olsaydı, o günün dünyasında Avrupa, Asya, Afrika ve keşfedilmiş Amerika........
