menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarımdan sorun sadece maliyet mi?

29 0
27.03.2026

Tarım sektörünü konuşurken en sık duyduğumuz cümle neredeyse değişmiyor: “Girdi maliyetleri çok yüksek.”

Mazot pahalı, gübre pahalı, ilaç pahalı, tohum pahalı, enerji pahalı, işçilik pahalı… Evet, bunların hepsi doğru. Çiftçinin üretim sürecinde karşılaştığı maliyet baskısı inkâr edilemez bir gerçek. Ancak meseleye yalnızca buradan bakarsak, ülkemiz tarımın asıl fotoğrafını eksik görmüş oluruz. Çünkü tarımın tek sorunu maliyet değildir. Bugün sormamız gereken asıl soru şudur: Girdiler yarı fiyatına düşse bile, çiftçi ürününü değerinde satamıyorsa ya da plansız üretim nedeniyle ürünü tarlada kalıyorsa sorun gerçekten çözülmüş sayılır mı?

Tarımın gerçek sorunu sadece “üretim maliyeti” değil, aynı zamanda bir değer yönetimi sorunudur. Hatta çoğu zaman çiftçinin yaşadığı asıl kayıp, üretimden değil ürününü değerinde satamamaktan kaynaklanır.

Bugün tarımı biraz farklı bir pencereden konuşmak gerekiyor. Sadece maliyetleri değil; arz-talep dengesini, fiyat oluşumunu, pazarlama yapısını ve markalaşmayı da masaya yatırmak zorundayız.

Bir çiftçiyi düşünün…

Mazotu pahalıya alıyor, gübreyi pahalıya alıyor, ilacı pahalıya alıyor.

Hasat zamanı geliyor. Bir anda piyasaya ürün yığılıyor. Fiyat düşüyor… 

Çiftçi pahalı üretip ucuz satmak zorunda kalıyor. İşte burada kritik soru ortaya çıkıyor: Sorun gerçekten sadece maliyet mi, yoksa piyasa yapısı mı?

Eğer bir ürün maliyetinin altında satılıyorsa, bu artık yalnızca maliyet sorunu değildir; bu bir piyasa organizasyonu sorunudur.

Tarımda en kritik ama en az konuşulan konulardan biri arz-talep planlamasıdır. Türkiye’de üretim kararlarının önemli bir kısmı şu refleksle alınıyor: “Geçen yıl bu ürün para etti, bu yıl ben de onu ekmeliyim.” Sonrası ise tanıdık bir hikâye: Bir yıl patates para eder, ertesi yıl herkes patates eker ve fiyatlar düşer. Bir yıl soğan kazandırır, ertesi yıl üretim........

© Türkgün