menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarımda siyaset matematiği değil, devlet aklı konuşmalı!

26 0
09.06.2026

Uzun zamandır bu yazıyı yazıp yazmamak arasında gidip geldim. Belki de bu satırları çok daha önce başkaları yazmalıydı diye düşündüm. Sessizce izlemeyi, not almayı ve gelişmeleri ihtiyatlı bir iyimserlikle takip etmeyi tercih ettim. Ancak gördüm ki benimle birlikte akademisyenler, meslek örgütleri, ziraat odaları, ziraat mühendisleri, araştırmacılar ve çiftçiler de aynı soruların cevabını bekliyor.

Bu nedenle, herhangi bir siyasi hesapla değil; mesleki sorumluluğun, çiftçiye olan vefa borcunun ve ülkemiz tarımına duyduğum inancın gereği olarak bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.

Tarım artık sadece bir sektör değildir. Tarım; gıda güvenliğidir, ekonomik istikrardır, sosyal huzurdur ve milli güvenlik meselesidir.

Bugün Türkiye’de tarım konuşulurken çoğu zaman rakamlar üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Siyaset kurumunun önemli bir bölümü tarımı üretim eksenli değil, seçim eksenli değerlendiriyor. İktidar kendi başarısını anlatıyor, muhalefet ise mevcut sorunları sıralıyor. Ancak her iki tarafın da zaman zaman gözden kaçırdığı temel bir gerçek var:

Çiftçi seçim dönemlerinde hatırlanacak bir kitle değildir. Çiftçi bu ülkenin üretim gücüdür. 

TARIMI SEÇİM MALZEMESİ YAPMA HASTALIĞI

Tarım, ülkemizde her dönem iç siyasetin en kolay malzemesi olmuş, maalesef her idarenin yumuşak karnı hâline getirilmiştir. Siyaseten sıkışınca tarımı çok iyi bilmenize gerek kalmıyor; “Rüzgârsanız esip geçersiniz, tayfunsanız alıp götürürsünüz.” Mantık hep bu oldu. Ancak bu günübirlik bakış açısı ne ülkemize ne de çiftçimize zerre kadar katkı sağladı.

Özellikle son dönemde, sırf muhalefet yapmak ve siyasete malzeme çıkarmak adına Türk çiftçisi; karın tokluğuna çalışan, her hasat dönemi ağlayan, eğitim seviyesi düşük, yaş ortalaması büyümüş çaresiz bir “yığın” gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu kasıtlı ve yanlış algı yönetimi yüzünden, bu toprakların efendisi olan çiftçilerimiz artık “ben çiftçiyim” demeye utanır, çekinir hâle geldi.

Eğer bu yanlış algı kırılmazsa, yarın bankaların çiftçimize kredi vermekten kaçınacağı günleri yaşarsak kimse şaşırmasın! Her şeyden önce çiftçilik mesleğine hak ettiği devlet saygısı geri verilmelidir. Çiftçi, alın terinin karşılığını “lütuf” olarak değil, hakkı olarak almalıdır.

TARIMDA ROMANTİZM BİTTİ: GÖZÜMÜZÜ GERÇEKLERE AÇALIM

Nietzsche’nin o meşhur tespiti tam da bugünkü tarım bürokrasisinin aynasıdır: “Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm.”........

© Türkgün