Demografik dönüşüm: Kriz mi, fırsat mı?
Türkiye tarımının en önemli yapısal sorunlarından biri, tarımda çalışan nüfusun hızla yaşlanmasıdır. Son yıllarda açıklanan veriler, kırsalda genç nüfusun azaldığını ve tarımsal üretimin büyük ölçüde ileri yaş gruplarındaki çiftçiler tarafından sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 59’a yükselmiş. Erkek çiftçilerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerin yaş ortalamasıysa 61 olarak hesaplanmakta. Bu veriler, Türkiye’de tarımsal üretimin büyük ölçüde ileri yaş grupları tarafından yürütüldüğünü açıkça göstermektedir.
Yaş dağılımına bakıldığında tablo daha da dikkat çekici hale geliyor. Türkiye’de çiftçilerin yaklaşık yüzde 35’i 65 yaş ve üzerinde. Yaklaşık yüzde 35’i ise 50-64 yaş aralığında bulunmakta. Buna karşılık 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranı yalnızca yüzde 5 civarında. Bu durum, genç nüfusun tarımdan uzaklaştığını ve kırsal üretim yapısının giderek yaşlandığını net biçimde ortaya koymaktadır.
Ancak bu tablo yalnızca tarıma özgü değildir. Türkiye’de ve dünyada yaşanan demografik dönüşüm, toplumların yaş yapısını hızla değiştirmektedir.
Küresel demografi bugün önemli bir kırılma noktasında bulunuyor. Doğurganlık oranları tarihi düşük seviyelere gerilerken, yaşlanan nüfus ekonomiden siyasete, sosyal politikalardan kültürel dönüşümlere kadar hayatın tüm alanlarını şekillendiriyor. İş gücü daralıyor, kamu maliyesi üzerindeki baskı artıyor ve tüketim kalıpları değişiyor.
Türkiye de bu dönüşümün tam ortasında yer alıyor. Doğum oranları hızla düşerken, 0-4 yaş arası çocuk nüfusu ilk kez 5 milyonun altına indi. 2025 yılı itibarıyla bu yaş grubundaki çocuk sayısı 4 milyon 945 bin 831 olarak kaydedildi. Sadece dokuz ay içinde yaklaşık 200 binlik bir azalma yaşanması, doğum oranlarındaki gerilemenin hızlandığını ve nüfusun giderek yaşlandığını gösteriyor.
Türkiye’de toplam doğurganlık hızı da son 20 yılda önemli bir düşüş gösterdi. 2001 yılında kadın başına 2,38 çocuk olan doğurganlık oranı, 2024 yılında 1,48’e kadar geriledi. Oysa nüfusun kendini yenileyebilmesi için bu oranın en az 2,10 olması gerekiyor.........
