menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 Türkiye'sinde tarımın vicdan muhasebesi

23 21
17.02.2026

İnsanlık her geçen yıl gelişiyor mu?

Teknolojimiz büyüyor, üretim kapasitemiz artıyor, bilgiye erişim hızımız baş döndürüyor. Fakat aynı hızda mutluluğumuz, huzurumuz ve insani değerlerimiz de artıyor mu?

2026 yılının şubat ayı ortalarına geldiğimiz Türkiye’de bu soruyu en net hisseden kesimlerden biri hiç şüphesiz tarım sektörü çalışanlarıdır.

DAHA fazla üret, DAHA fazla borçlan, DAHA fazla dayan…

Son 20 yılda “daha” kelimesi hayatımızın merkezine yerleşti.

DAHA fazla üret. DAHA yüksek verim. DAHA çok ihracat. DAHA fazla destek. DAHA hızlı büyüme.

Ama çiftçinin hayatında aynı oranda “daha çok huzur” var mı?

2026 yılında enflasyon hâlâ çiftçinin maliyet hesabını altüst ediyor. Gübre, mazot, yem, işçilik, elektrik… Her biri ekonomik değerin baskısını her gün yeniden hissettiriyor. Tarımsal üretim artık sadece toprakla değil; finansmanla, krediyle, nakit akışıyla yapılan bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Çiftçi sabah tarlaya giderken sadece hava durumunu değil; döviz kurunu, faiz oranını ve girdi fiyatlarını da takip ediyor. Ekonomik değer, insani ve sosyal değerlerin önüne geçmiş durumda.

Oysa biz tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak gördüğümüz an, en büyük hatayı yapıyoruz. Tarım bir geçim kapısı olmanın ötesinde; kültürdür, aidiyettir, toplumsal dengedir, gıda güvenliğidir.

Bugün sistemimizin en temel problemi değer sıralamasıdır. Ekonomik değer en üste yerleştiğinde sosyal değer ertelenir. Sosyal değer ertelendiğinde insani değer zayıflar. İnsani değer zayıfladığında ise toplum çözülmeye başlar. Tarım sektöründe bunun yansımalarını net görüyoruz:

Gençler tarımda kalmak istemiyor.

Üretici........

© Türkgün