Tribünden demokrasi olmaz
Yüksek katılım, dünyaya örnek olacağı gibi demokrasinin canlı olduğuna dair güçlü bir işarettir. Ancak demokrasi yalnızca sandıkla sınırlanırsa, denetimsiz bir alan büyür ve iktidar pratikleri kamusal alanı daraltacak biçimde şekillenir.
Nasıl ki bir sitede yöneticiyi, bir mahallede muhtarı denetlemeyi gereksiz bulursak; devleti yönetenleri de denetleme şansımız kalmaz. Demokratik kanalları bizzat kendimiz tıkarız. Sonra da aynı kişiler o tıkalı kanalları gerekçe gösterip “halk bizi denetlemiyor, o halde yetki bizde” diyerek alanı daraltır.
Türkiye’de sık yaşanan şey tam olarak budur. Seçimi kazanan, devleti geçici bir görev olarak değil, bir mülk gibi görür. Belediye binası, bakanlık, kurum… Hepsi bir parti, kulüp merkezine dönüşür. Kamusal kaynak hizmet değil, ganimet gibi paylaşılır.
Böyle bir ortamda yurttaşın rolü değişir: Katılımcı olmaktan çıkar, tribüne gönderilir. Tribün ise oyunu yapan değil, oyunu izleyen taraftardır. Oyunu beğenir ya da beğenmez; fakat müdahale etmez.........
