Dış politikada yeni rota
Değerli okuyucularım,
Türkiye’nin çevresinde dünya dönüyor. Karadeniz’in üstünde savaşın kara bulutları, Kızıldeniz’in sularında ticaret gemilerinin korkusu, Kıbrıs’ın üstünde yarım asırdır dinmeyen bir rüzgâr… Her biri Ankara’nın kapısına dayanmış ağır meseleler. Karadeniz’de Türk ticaret gemileri hedef alınıyor. Yemen’de bitmeyen kavga, Kızıldeniz’den Aden Körfezi’ne uzanan ticaret yolunu dikenli bir patikaya çeviriyor. Kıbrıs meselesi yeniden Birleşmiş Milletler’in masasına geliyor. Dünya küçülüyor, tehlikeler birbirine yaklaşıyor.
Böyle zamanlarda devletlerin sesi yükselmez; derinleşir. Öfkeyle değil, akılla konuşur. Dış politika, meydanlarda söylenen yüksek perdeli sözlerden çok, kapalı kapılar ardında kurulan sabırlı cümlelerle yürür. CHP Dış Politika Kurulu’nun son dönemde kamuoyuna yansıyan değerlendirmeleri, bu bakımdan dikkat çekici bir çizgi ortaya koyuyor. Kurulun başında Profesör Doktor, eski CHP milletvekili ve Süleyman Demirel Üniversitesi eski Rektörü Lütfi Metin Baydar bulunuyor. Baydar’ın akademik birikimi, parlamenter deneyimi ve devlet yönetimine ilişkin perspektifi, kurulun açıklamalarına daha sistemli ve ölçülü bir nitelik kazandırıyor. CHP’nin dış politika yaklaşımı, iktidarın uygulamalarına itiraz eden bir muhalefet diliyle sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin önündeki ağır sorunlara başka bir pencereden bakma, başka bir yol arama çabası da taşıyor.
Bu çabanın önemli yanlarından biri, dış politikayı iç siyasetin günlük kavgasından ayırma iradesidir. Dış politika, iktidarların gelip geçici tercihleriyle değil, devletlerin kalıcı çıkarlarıyla şekillenir. Türkiye’nin güvenliği, deniz ticaretinin korunması, komşu coğrafyalardaki savaşların sınırlarımıza taşmaması ve Kıbrıs Türk halkının haklarının savunulması, parti ayrımlarının üzerinde tutulması gereken meselelerdir.
Karadeniz’de güvenlik alarmı
Rusya-Ukrayna savaşı, 2022’den bu yana Karadeniz’in bütün dengelerini değiştirdi. Bir zamanlar balıkçı teknelerinin, yük gemilerinin ve kıyı kentlerinin denizi olan Karadeniz, şimdi savaşın gölgesinde bekleyen büyük bir güvenlik alanına dönüştü. Enerji hatları, tahıl sevkiyatı ve ticaret yolları, savaşın görünmeyen cepheleri hâline geldi. Türk sahipli veya Türk bağlantılı ticaret gemilerine yönelik saldırılar ise bu uzak savaşı Türkiye’nin kapısına getirdi. Artık mesele Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmanın ötesine geçmiş durumda. Türk vatandaşlarının can güvenliği, Türkiye’nin ticaret filosu ve denizlerdeki egemenlik alanı doğrudan bu tablonun içinde yer alıyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 22 Haziran 2026’da Ukrayna’nın Chornomorsk Limanı açıklarında Türk sahipli, Panama bayraklı bir kuru yük gemisinin insansız hava aracıyla saldırıya uğradığını ve iki Türk vatandaşının yaralandığını açıkladı. Bakanlık, Karadeniz’de sivil gemilerin seyrüsefer güvenliğinin Türkiye için temel öncelik olduğunu bildirdi. Konu, temmuz ve ağustos aylarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine de taşındı. 9 Ağustos’taki Genel Kurul görüşmelerinde son dokuz ay içinde dokuz Türk ticaret gemisinin saldırıya uğradığı ifade edildi. Dokuz gemi… Dokuz ayrı korku, dokuz ayrı yara, dokuz kez denizin üstüne düşen savaş gölgesi. Bu tablo artık münferit olaylardan söz edemeyeceğimizi gösteriyor. Karadeniz’de süreklilik kazanan ciddi bir güvenlik problemi var. CHP Dış Politika Kurulu’nun yaklaşımı, Türkiye’nin doğrudan savaşın tarafı hâline gelmeden kendi vatandaşlarının ve ticaret filosunun güvenliğini sağlamaya odaklanıyor. Kurul, Montrö Sözleşmesi’nin Karadeniz güvenliği bakımından oluşturduğu çerçeveye dikkat çekiyor. Savaşan tarafların deniz savaş bölgelerini sınırlandırması ve bu alanları açık biçimde ilan etmesi gerektiğini savunuyor. Belirlenen bölgelerin dışında ticari gemilere müdahale edilmemeli. Deniz trafiği güvenli rotalara yönlendirilmeli. Bayrak devletlerinin sorumlulukları güçlendirilmeli. Bunlar deniz taşımacılığını korumaya yönelik teknik önerilerin ötesinde, Türkiye’nin savaşın içine çekilmesini önleme çabasıdır. Karadeniz’de yaşanacak yeni bir saldırı, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir güvenlik........
