menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sana kıyanlar beter olsun

12 0
13.10.2026

Sekizinci kattaki dairenin, bir an açık olan balkon kapısından içeri girmişti. Girdiği evin bütün odalarını, salonunu, mutfağını dolaşmış, ne yiyecek ne de içecek bulamadığından, geldiği yerden gerisin geriye çıkmaya karar vermişti ki, ev sahibinin açık olan kapıyı da kapatmış olmasından, içeride tıkılıp kalmıştı. Tanımadığı mekânda ne kadar kaldığı da belli değildi. Sonra da susamış olmalı ki banyoya girmiş, orada da belki günlerce saklanmak zorunda kalmış ve nihayetinde açlığa ve susuzluğa dayanamayıp can vermişti.

Ev sahibi onu bulduğunda bedeni kaskatı kesilmiş, belki günler belki haftalar önce ölmüştü!

Görünen şu ki geldiği yer, öldüğü yerden kilometrelerce uzaktaydı. Çünkü yaşadığı toprakların, şehrin merkezine en yakın mesafesi yaklaşık 20 km civarındaydı. Belli ki yuvasının olduğu tarladan insanoğlu ürününü almış, kalan anızı da kolayına geldiği için, tarladaki canlılar ile yaşam alanlarını birlikte ateşe verip yaktığından, o da yakın komşuları karıncaları, solucanları ve uçma şansına sahip olmayan daha nice canları geride bırakıp, sığınıp beslenebileceği bir yer aramaya çıkmıştı. Ancak geldiği yerde de yaşama tutunamayıp, azami bir yıl yaşayabileceği ömrü tamamlayamadan ölmüştü.

İslam Peygamberi “Yerdekilere merhamet etmeyene, göktekiler merhamet etmez” deyip, “insana zarar veren herhangi bir börtü böceği bile, yakarak öldürenlere lanet etmişken”, her yıl tarlalardaki anızları, tarlalarda yaşayıp, toprağa ve eko sisteme binlerce faydası olan; kuşlar, kertenkeleler, yılanlar, kaplumbağalar, fareler, köstebekler, kirpiler, örümcekler, çekirgeler, karıncalar, tırtıllar, solucanlar, bakteriler ve daha........

© Tigris Haber