Temmuz Kavrukluğunda Üşüttün Bizi
Oruç aruoba, Cemal Süreya’nın vefatında “Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır” demişti. Nisan ayından beri Bilkent Şehir Hastanesi’nde o direngen dizelerin gibi tekrar sağlığına kavuşup o kadife sesinle şiirlerini okuyacağın, bilgin ve filinta yüzünle bizleri aydınlatacağın günü bekledik...
Umut bu ya başka ne gelirdi elden...
Seninle o ilk tanıştığım güne gidiyorum, 2018 yılı Dicle edebiyatta öğrenciyim, kentin görkemli bir kitabevinde imza etkinliğin var, heyecandan titriyorum, ellerim kitapları, kalbim sesimi titretiyor. Her zamanki kalender duruşunla dopdolu salonu ve okurlarını güleç yüzünle karşılıyorsun. Benim sıram geldiğinde, “Delikanlı sen yazmaya meyili birisin diyorsun, edebiyat okuduğumu belirtince meslektaş olacağız” diyerek beni onurdar kılıyorsun...
Sonrasında oturup edebiyat, sanat, şiir, felsefe ve sinema konuşuyoruz hayatı da tabi. O günden sonra her kente gelişinde uzun uzadıya sohbetimiz devam ediyor. Bir gün hissiyat beslediğim insana “Nidâ” kitabını imzalamak istediğimde, “Nidâ, sevginin esiridir” diye uzatıyorsun bana. O gün ben de şöyle yazıyorum kitabın boş kısmına:
“Ömrümüz bir nidâydı, sevdiklerimiz nidâlarımıza sessiz ve tepkisiz kaldı, bundan dolayı sevinçlerimiz ve ümitlerimiz dirençli bir güzle sarardı...”
Görev yaparken soru çözümlerinde senin şiirlerinden örnekler sunuyorum öğrencilerime. Ders aralarında ve ya sonrasında senin şiirlerini mırıldanıyorum. Bu camiada (sanat-edebiyat) şiirleriyle........
