Dijital Çağda İnanç ve Huzur
İnsanlık, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar birbirine yakın ama aynı anda bu kadar yalnız olmamıştı. Dijital çağ, bizi ekranların önünde buluşturdu; ama kalplerimizi birbirinden uzaklaştırdı. Artık inanç bile algoritmalarla tanıştı. Dua ederken bir bildirim sesi, namaz kılarken bir mesaj uyarısı, tefekkür anında çalan bir telefon… Ruhumuzun huzur arayışı, teknolojinin gürültüsünde kaybolup gidiyor.
Eskiden insan, yalnız kaldığında kendisiyle ya da ailesiyle baş başa kalırdı. Bugün ise yalnızlık, ekranlarla dolduruluyor. Sessizlikten kaçıyor, birileri ile olmaktan korkuyoruz. Oysa inanç, tam da bu sessizlikte veya birliktelikte kök salardı. Kalbin kendini dinlediği, insanın ne olduğunu ve nereye gittiğini sorduğu anlarda… Şimdi ise bu soruların yerini, “kaç beğeni aldım”, “kim ne yazmış” gibi geçici meşguliyetler aldı.
Dijitalleşme yalnızca alışkanlıklarımızı değil, ahlaki reflekslerimizi de dönüştürdü. Mahremiyet, görünürlük uğruna feda edildi. Gösteriş, samimiyetin önüne geçti. İyilik bile artık kameraya bakarak yapılıyor; merhamet, paylaşım tuşuna basılmadan eksik........
