menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İLK NEFESTEN AKIŞA

12 1
29.01.2026

Merakın İlk Nefesi

Gözlerini açtı. İlk nefesi geldi. Sessizlikti. Meraktı. Dünyaya ilk dokunuştu. Burcu her şeyi hissetmek istiyordu. Her köşe, bir sır. Her ışık, bir fısıltı. Her kelime, bir yankı. Küçük eller dokundu. Fısıldanan sözler fırtına oldu. Bazen hafif bir rüzgar, bazen dev bir dalga. Günler geçti. Her ses, her kelime, zihninde çalacak gürültülere dönüştü. Binlerce yıllık enerjiler, geçmişin yükleri, geleceğin gölgeleri… Burcu nefes alırken taşıyordu hepsini.

Toprağın Ve Ağacın Sessizliği

Ama toprak vardı. Ağaç vardı. Güneş vardı. Hava vardı. Su vardı. Her şey canlıydı. Yaprak titriyordu. Tohum umut taşıyordu. Güneş sıcak, su akışkan, hava nefes veriyordu. Doğanın sesi, sessiz bir melodi. Zihninde biriken kelimeler, kırgınlıklar, korkular… Hepsi ürkütüyordu. Ama Burcu fark etti: doğa bütün, akışkan, üretken, neşeliydi. Zihni ise kalabalıkta sıkışıyor, boşlukta kayboluyordu.

Acıyı Taşımak

Burcu insanlara kolay güveniyordu. Yakınlık kurmak, yumuşak bir dokunuşla ruhunu açmak… İlk başta ışık gibi, sıcak ve güven verici geliyordu. Ama her güven, her sevgi denemesi bir süre sonra geri dönüp bir yara bırakıyordu. Acı, sadece yüreğine değil, omuzlarına, sırtına, göğsüne, hatta kemiklerine kadar işliyordu. Her söylenmiş söz, her kayıp, her kopmuş bağ, bedeninde titreşiyor, damarlarında dolaşıyor, hücrelerine kadar nüfuz ediyordu.

Bir bakış, bir söz, bir yokluk… Hepsi bir çentik gibi kemiklerine kazınıyordu. Zihni........

© Tigris Haber