ANNEMİN GÖZLERİNDEKİ UZUN GÜN
Sabah Sessizliği
Annem sabahları benden önce uyanır. Bunu alarmdan değil, mutfağın sessizliğinden anlarım. Çaydanlığın sesi çok çıkmaz, tabaklar çarpmaz. Annem sanki evi uyandırmamaya çalışır. Ama ben uyanırım. Çünkü onun sessizliği benim kulağıma hep bir şey söyler. Yorgunluk gibi ama uyumamış olmaktan değil. Daha eski bir şey.
Annem yürürken az yer kaplar. Bunu fark etmem uzun sürdü. Kapıdan geçerken hep kenara çekilir. Otururken sandalyenin ucuna oturur. Sanki birazdan kalkacakmış gibi. Ama acele etmez. Öğretmenim “dik dur” derdi bana, anneme kimse dememiş gibi. Omuzları biraz öndedir, başı hafif eğik. Ben bazen onun boyunun aslında daha uzun olduğunu düşünürüm.
Annem bana bakar ama bazen gözleri başka bir yerdedir. Kızgın değildir, üzgün de sayılmaz. Sanki çok eski bir resmi hatırlıyordur. Ona “Anne ne düşünüyorsun?” diye sorarım. “Hiç” der. Ama hiç, hiç gibi durmaz. Hiç dediği........
