Sevginin Tabelada Kaldığı Yer
Sosyal medyada karşıma çıktı. Ekranı kaydırırken, araya sıkışmış birkaç satırdı. Büyük puntoları yoktu, altı çizilmemişti, “son dakika” değildi. Ama bazı haberler vardır; insanın içinde bir yere oturur ve oradan kolay kolay kalkmaz.
Antalya’da, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı bir Sevgi Evi’nde kalan beş aylık Arda bebek, beşiği kendisine büyük olduğu için içine yerleştirilen küçük yatakla arada oluşan boşluğa düşerek hayatını kaybetmişti. Saatlerce fark edilmediği yazıyordu.
Bu cümlede bağıran bir kötülük yok.
Kan yok, şiddet yok, yüksek ses yok.
Sadece ölçülmemiş bir yatak, kontrol edilmemiş bir beşik ve fark edilmeyen bir sessizlik var.
Bazen insanı en çok yıkan şey de tam olarak budur: sessizliğin normalleşmesi. Kimsenin dikkatini çekmeyen, kimseyi irkiltmeyen ama bir bebeğin hayatını alan o sessizlik.
Adı Sevgi Evi.
Bu ismi duyunca insanın zihninde korunmak, kollanmak, gözetilmek canlanır. Oysa sevgi bir kelime olarak kaldığında, içi boşaltıldığında, en ağır aldatmacaya dönüşür. Bir bebeğin kaldığı yerde en temel güvenlik bile sağlanmamışsa, orada eksik olan şey imkân değil; özen, dikkat ve vicdandır.
Arda bebek o eve nasıl geldi bilmiyoruz. Hangi hayatın içinden koparıldı, hangi yoksunluk onu oraya sürükledi, bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var: O........
