KIRŞEHİR GEZİ NOTLARI.2
KIRŞEHİR GEZİ NOTLARI.2
CENNET TASVİRLİ HAMİDİYE CAMİSİ
Biraz ileride, Kırşehir’in Osmanlı kimliğini temsil eden iki ana camiden biri olan Hamidiye Camii (1902–1905) dikkatimizi çekiyor. Minaresinin âlemi uzaktan ilginç geliyor. Genelde alışık olduğumuz konik külah şeklinde değil. Fıçı veya yumurta görünümünde ve üzerindeki milin ucuna bağlı, açıklığı yukarı bakan bir hilali var. Cami kare şeklinde; üzerinde kurşun kaplamalı kubbesi var ve hafif sarı renkte kesme taşlardan yapılmış. Minarenin olduğu köşenin iki yanındaki yüksek duvarlarda, bina boyu kadar yükseklikte tek parça; ama dikey olarak ortadan tek, yatayda ise beş parçaya bölünmüş üçer penceresi var. Bu iki duvara da işlenmiş, devasa “Allah” yazan hat yazısı uzaktan fark ediliyor.
Caminin içi dışından daha da ilginç; adeta resimlerle bir cennet bahçesi gibi süslenmiş. Pencereler arasında kolon şeklindeki her duvar dilimine ince uzun yeşil selvi ağaçları resmedilmiş. Mihrabın olduğu yerde yüksekten düşen yeşil mavi ve beyaz renklerle bir şelale resmi çizilmiş. Diğer duvarlar parçalı bulutlu gökyüzü renginde. Son cemaat kısmının tavanına bir asma çardağı resmedilmiş. Yerden yukarı doğru çıkan iki asma ağacı bu çardağa sarmış olarak işlenmiş. Caminin zeminindeki halıların rengi de çimen renk ve desenlerinde. Yani bir çağlayanın yanındaki yemyeşil asma, selvi ve diğer doğal güzelliklerin içinde hissediyorsunuz kendinizi. Kırşehir’e gelenlerin mutlaka görmesi gereken eserlerden biri burası.
ÇİVİSİZ “KIRLANGIÇ TAVANLI” ÇARŞI CAMİSİ (1864)
Durakta10 numarayı beklemek biraz zaman alacak gibi. Baktım vakit uygun. Çevredeki çarşıya bir göz atayım dedim. Sokak içinde Kırşehir Belediyesi Emekliler Lokali var. Biraz ileride bir tarihî cami dikkatimi çekiyor. Önündeki levhada “Çarşı camisi”yazıyor ayrıca “1864 yılında Hüseyin Bey tarafından inşa edilmiştir” bilgisi var. İlave olarak; dikdörtgen planlı caminin en önemli özelliği, kırlangıç tavanıdır. Yapıyı tamamen kaplayan bu kırlangıç tavan, Anadolu’daki en geniş kırlangıç tavanlı camii oluşu dikkat çekicidir, yazılı. Tabi ki biz de merak ediyor içeri giriyoruz. Tavan tamamen ahşap ve üst üste yığılmış çivisiz kerestelerle kubbe oluşturulmuş. En tepede üç sıra küçükten büyüğe, aşağı doğru genişleyen kareler her sırada 45 derece döndürülerek yerleştirilmiş. Sonraki kereste sıraları giderek daha uzun ebatlı ve sekizgen oluşturuyorlar. Bunların çürümeden yüzyıllarca korunabilmesi muhteşem bir bilgi ve tecrübe demek. En üstteki kare tepe alana asılı, kalın sarı metal tellere bağlı, iç içe iki sarı metal çember mevcut. Metal çemberlere kandile benzeyen ampuller dizili. Binayı dışarıdan incelediğimizde sıvasız taş yapı, saçak payları uzun, klasik çatı görünümünde ancak su yalıtımı için tavan kiremit yerine kurşun plaklarla kaplanmış. Bu da ilginç. Canlı gözlemim ve çektiğim resimlerdeki incelemelerim böyle. Bir de “kırlangıç tavan nedir” diye yapay zekâya soruyorum. Bana şunları aktarıyor:
Kırlangıç tavan, özellikle Orta Anadolu’nun (Kırşehir, Kayseri, Nevşehir, Yozgat vb.) eski ahşap evlerinde, camilerde ve köy odalarında görülen bir tavan türüdür. Adını, uçar haldeki kuş kanadını andırmasından alır. Kırlangıç tavan, köşeleri içe doğru üçgen şekilde kırılan, ortada kare veya çokgen bir göbek oluşturan, yükselerek kubbemsi bir görünüm kazanan ahşap tavan düzenidir. Tavan köşelerden merkeze doğru daralarak yükselir. Ortada genellikle oyma ahşap bir göbek bulunur. Taşıyıcı kirişler kırlangıç kuyruğu birleşimi gibi birbirine geçer. Bazıları boyalı veya nakışlıdır. “Kırlangıç tavan”, bazı yörelerde “bindirme tavan”, “örtme tavan” veya “yükselen tavan” diye de anılır.
AHŞAP ÇATI NASIL OLUR DA ÇÜRÜMEZ?
Sorularım devam ediyor. Bu ahşap malzeme nasıl bu kadar uzun dayanabiliyor. Ahşap tavanların, özellikle kırlangıç tavan gibi ustalık isteyenlerin, yüzyıllarca dayanabilmesinin nedeni sadece “iyi ağaç” değil, geleneksel ustalığın sakladığı tekniklerdir diyor yapay zeka. Anadolu’daki pek çok ahşap tavan 300–500 yıldır ayakta. Dayanıklılığın başlıca sebepleri şunlardır:
1. Seçilen ağaç türü dayanıklıdır. Ustalar kolay çürümeyen ağaçları tercih ederdi. Sedir, ardıç, kestane, meşe gibi. Bu ağaçlar, doğal yapıları gereği nem, böcek, mantar ve çürümeye daha dirençlidir. Nem değişiminde genleşebilir. Ortamdaki fazla nemi çekip sonra geri verebilir. Bu “nefes alma” özelliği çürümenin en büyük düşmanı olan sabit nemin oluşmasını engeller.
2. Ağaç “mevsiminde” kesilir. Geleneksel kural; ağaç kışın, suyu çekildiği dönemde kesilir. Bu sayede, içindeki özsu az olur. Kururken çatlama, eğilme olmaz ve ömrü çok daha uzun olur.
3. Kerestenin çok yavaş ve doğru kurutulması. “Gölgelik kurutma” denilen yöntemle: Güneş görmeyen, hava alan ambarlarda aylarca–yıllarca bekletilir. İçindeki nem tamamen dengelenir. Ahşap çatlamaz, burulmaz, zamanla zayıflamaz.
4. Kimyasal yok ama doğal koruma yöntemleri var. Geçmişte ustalar: Keten yağı, zeytinyağı kireç, katran, reçine gibi doğal malzemelerle ahşabı doyururdu. Bunlar hem böcek hem suya karşı korur.
5. Yapı tekniği ahşabı korur. Kırlangıç tavanlarda, ahşap hiç metal çivi kullanılmadan, “kırlangıç geçme” gibi geçme teknikleriyle yapılır. Bu sayede çivi paslanıp ahşabı çürütmez. Tavanın formu havayı dolaştırdığı için nem tutmaz, ahşap küflenmez. Ahşap nefes alır.
6. Üst örtü (çatının) suyu tamamen kesmesi. Aslında tavanın uzun yaşamasının en büyük sırrı çatıdadır. Çatısı sağlam olan bir evde ahşap hiç su görmez. Su görmeyen ahşap ise sonsuz yaşar diyebiliriz.
7. Coğrafya avantajı. Orta Anadolu’nun iklimi: Kuru, nem oranı düşük. Bu da ahşabın bozulmasını büyük ölçüde engeller.
Kısacası: Doğru ağaç doğru kesim zamanı doğru kurutma doğru işçilik kuru iklim = Yüzyıllarca yaşayan ahşap.
UZUN YOL VE ZANAATKÂRLAR ÇARŞILARI
Halk arasında “Uzun Çarşı” veya “Uzun Yol” diye bilinen eski bir ticaret bölgesi. Bugün hâlâ küçük esnafın bulunduğu, ayakkabıcılar, tuhafiyeciler, telefoncular ve kahvehanelerin yer aldığı geleneksel ticaret sokağı. Çarşıda batı istikametinde yürüyorum. Bu yolu tanıyorum. 2018’de ilk kez geldiğimde görmüştüm bu caddeyi. Tarihi yapı görünümü........
