menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“MELİHA”, NASIL “NERİMAN” OLDU?

11 6
27.02.2026

“MELİHA”, NASIL “NERİMAN” OLDU?

İkisi de çok güzel Rumeli kızlarıydılar, eminim. Görenlerin, ikisinde de aklı kalmıştır. Şen şakrak, güler yüzlüdür ikisi de mutlaka;yanık türküler söylemiş, kıvrak oyunlar oynamışlardır ve onlara kavuşmak isteyen ne çok delikanlı olmuştur! Ela ve deniz mavisi gözlerine, servi boylarına, bir de elma yanaklarına vurulmuşlardır elbette...

Ben ne Meliha’yı ne de Neriman’ı tanıdım. Ancak önce Neriman’ı bildim. Nasıl bildim onu söyleyeyim: Çok uzaklardan gelen bir nağmeydi önce, sadece “Neriman” nakaratını duyuyordum. Dalgalanarak bir ses geliyordu uzaklardan ve ilk hece hafif yükselip, ikinci hece kısa kesilip üçüncü hece kapana kısıyordu “man” diye: Neriman, Neriman, Neriman...

“Sepet sepet yumurta” vardı önce hece hece, sonra da “Sakın beni unutma!” diye yayılıyordu kelimeler...

Neriman’ı çok sevdim; türkünün kıvrak motifleri gibi kıvrak, neşeli bir kız olmalıydı ama türküyü yakan ona sitem ediyor ve şöyle diyordu: “Sen beni beğenmezdin / Ben ta iyisini buldum” ve ardından Neriman, Neriman, Neriman... Ses heyecan yayarak odalara, bahçelere, sokaklara taşıyordu. Neriman’ın zinde, canlı ve neşeli muhayyel görüntüsü kalıyordu dinleyenlerin gönlünde.

Neriman’ın terk edilmesine üzülmüyordum o anda, sitem de o kadar mühim değildi; sadece onun ne istediğini, beğendiğinin kim olduğunu bulmaya çalışıyordum.

Kadın sesinden kıvrak, içli Rumeli tınılarıyla devam ediyordu türkü...

Günlerce bu türküyü dinledik ve eşim kişisel genel ağ sayfasına bu türküyü koydu. Sayfa görüntüsüz olarak “Neriman” türküsüyle açılıyordu. Kulağımızda Neriman, beynimizde Neriman’ın hayali ve içimizde çoğalan nağmeler...

Birkaç yıl geçti. Türküyü unuttuk. Araya başka türküler, başka şarkılar, sokak şarkıcılarının mükemmel besteleri, Kazancı Bedih’in söylediği “Atımı Bağladım İğde Dalına” ve diğer türküler… “Şu Karşıki Dağda Kar Var Duman Yok”, “Mektebin Bacaları”; Sedat Anar, Manuş Baba ve Mehtap Demir’in Bahtiyar Vahapzade’nin sözlerine bestelediği “Ya Nedir Allah?” gibi daha pek çok türkü, şarkı ve yeni besteler girdi...

Ancak bir gün Neriman’ı yeniden dinlemek istedik. Türkü genel ağ sayfasından silinmişti. Arıyoruz, tarıyoruz, öyle yazıyoruz, böyle yazıyoruz Neriman yok. O güzel, alımlı, deniz gözlü, samur saçlı Neriman kayıp...

Yer yarıldı da Neriman türküsü içine girdi sanki! Bir yandan aramaya bir yandan üzülmeye devam ediyoruz ta ki Kastamonu Musiki Derneği korosunun söylediği türküyü görüntülü olarak duyuncaya kadar...

“Sepet sepet yumurta/ Sakın beni unutma” diye başlıyor ama bu defa nakarat “Neriman” değil, “Meliha’m”. Korodaki kadın sanatçıların dudaklarını kapattığını, /m/ ünsüzünün boğumlandığını hem görüyor hem duyuyoruz: Me-li-ha’m... Hem /m/’yi hem /l/’yi görüyor, duyuyoruz... /l/ ünsüzünün boğumlanması sırasında dilin diş etine nasıl dayandığını da takip edebiliyoruz ekrandan… Türkünün bütün sözleri aynı; nakaratı nasıl da böyle değişik olabilir, “Neriman” nasıl “Meliha” olabilir ki?

Sonra ağız araştırmaları dersinde öğrencilerime bilgiç bilgiç anlattığım cümleler geçiyor gözlerimin önünden, kulaklarımın ucundan... Akıcı ünsüzler, birbirlerine kolaylıkla dönüşebilir; en kolay değişme, boğumlanma noktası birbirine yakın ünsüzler arasında gerçekleşir... /m/, /n/, /l/, /r/ rahatlıkla birbiriyle değişebilir… İşte bu noktadan sonra yanaklarımı bir al basıyor; Meliha’dan, Neriman’dan bir gençlik bulaşıyor ve kendimi ayıplıyorum: Yaa, Meliha’yı Neriman duymuşsun iki üç yıl boyunca kızım Ayşe! Meliha’nın /m/’sini /n/’ye, Meliha’nın /l/’sini /r/’ye dönüştürmüş kulakların…

Sonra iyelik ekindeki /m/ de kolayca oluvermiş /n/… ve al sana Ne-ri-man…

“Meliha’m”ı eşim de ben de hiç abartısız “Neriman” olarak duyduk, bildik ve sevdik! Meliha ortaya çıkınca Neriman’ı terk etmedik elbette; o, içimizde yaşıyor!

Sonra “Meliha’m” türküsünün, Kırcaali’den Aydın Çakır ve Rüstem Avcı’dan derlenmiş olduğunu öğrendik gözlerimiz serhat boylarında gezerken. Meliha’nın ve Neriman’ın ince, rakik sekişlerinde böylesine güzel bir beste dalgalanarak ta uçlara kadar gitmesin de ne yapsın? Hem de çoğalarak…

Not: İlk yayın için kaynak:https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2020/01/16_Ay%C5%9Fe-%C4%B0lker-_d_-%E2%80%9CMEL%C4%B0HA%E2%80%9D-NASIL-%E2%80%9CNER%C4%B0MAN%E2%80%9D-OLDU-_2.pdf


© tarihistan.org