BİR ÇOLAĞIN TIRAŞ HİKÂYESİ
BİR ÇOLAĞIN TIRAŞ HİKÂYESİ
"Grand Turco" yazım istediğim kadar okuyucuya ulaşmadı. Bu elbette bizim hatamız. Ancak inanıyorum ki yazılarım gerkeç hedefine ulaşmakta ve gereken hassasiyet gösterilmektedir.
Sizleri bu yazımda Çolak'ın hikayesinden yola çıkarak Türk denizciliği üzerine tarihi gerçekler üzerinden bir zaman yolculuğuna çıkarmak isterim.
1571 yılı… İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı donanması, Haçlı ittifakı karşısında büyük bir bozgunla harabe haline geliyor. Dönemin sultanı II. Selim, namıdiğer Sarı Selim, bu duruma çok bozulup hiddetlenerek dönemin Sadrazamı Cennetmekân Sokullu Mehmet Paşa’yla birlikte derhal yeni bir donanma tertip edilmesini emrediyor. İşte tam bu noktada, o mağrur Venedik elçisi Barbaro sarayın mermer avlularında zafer naraları atabileceğini zannederken fena yanılıyordu dostlar. Karşısında koca bir cihan devletinin aklı vardı; Sokullu lafı hiç dolandırmadan, o ağır Osmanlı vakarıyla masaya öyle bir vurdu ki sesi Venedik kanallarında yankılandı: 'Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’nda bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür biter!'
Anlayacağınız Venedik, o gün denizlerin ortasında tek kolunu bırakıp resmen 'çolak' kalmıştı. Akdeniz’deki hâkimiyetini kaybetmiş bir çolağın aynaya bakıp kesilen sakalın yeniden, eskisinden çok daha gür fışkırışını çaresizce izlemesi gibi bir şeydi bu. Bizim tıraş edilen sakal ertesi bahara kalmadan tersanelerden yüzlerce kadırga olup denize indi inmesine de, o çolak Venedik bir daha hiçbir zaman eski günlerine dönemedi.
İşte bu toprağın hamuru böyledir değerli akrakadşlar. Biz her ne kadar tarihin cilvesiyle kasaplığı berberlikten iyi yapmış olsak da, bir cana kıymanın ne denli büyük bir vebal olduğunu iliklerine kadar bilen, vicdanı merhametle yoğrulmuş asil bir milletiz. Osmanlı’nın 1878’de adanın idaresini geçici olarak İngiltere’ye devretmesi ve akabinde Kıbrıs elimizden çıktıktan sonra bile, ta 1970’lere kadar bizim için mesele yoktu. Türk’üyle Rum’uyla kapı komşusu olup kardeşçe yaşandığı müddetçe sineye çektik, ekmeğimizi bölüşmeyi........
