Doç. Dr. Çağlar Erbek: Köklenmiş Modernlik Manifestosu
Doç. Dr. Çağlar Erbek
caglarerbek@gmail.com
Bozkır Düşüncesinden Çağımıza Bir Yön Arayışı.
Modern insanın krizi kimliksizlik değil merkezsizliktir; ve bu merkezsizliğin çaresi yeni bir kimlik değil, köklü bir kozmolojik tutum olarak köklenmiş modernliktir.
I. SORUYU DOĞRU SORMAK
Yanlış soruyla başlarsak doğru cevaba ulaşamayız. Çağımız, kimlik bunalımını çoğunlukla şöyle soruyor: ‘İnsanlar kim olduklarını neden bilmiyorlar?’ Bu soru, cevabı zaten içinde taşıyor; sanki bilmek yeterliymiş gibi, sanki sorun bir bilgi eksikliğiymiş gibi. Oysa modern insan kim olduğunu çok iyi biliyor. Hatta fazla iyi biliyor.
Çağımızın bireyi birçok kimliğe sahip. İş kimliği, aile kimliği, etnik kimlik, siyasi kimlik, dijital kimlik, tüketim kimliği. Her biri ayrı bir etiket, her biri ayrı bir kural kümesi, her biri ayrı bir bağlılık talebi. Sorun kimliğin yokluğu değil; kimliklerin çokluğu karşısında bir merkez kuramayışıdır.
O hâlde doğru soru şudur: Çağımızın insanı neden merkezini kaybetti?
Bu soruyu sormak, bizi hem modernitenin eleştirisiyle hem de onun ötesinde bir arayışla yüz yüze getirir. Merkez, ne geleneksel bir dogmada ne de salt akılcı bir sistemde bulunabilir. Merkez, insanın kendini hem zamanın hem evrenin içinde konumlandırabileceği bir tutumu gerektirir. Ben buna köklenmiş modernlik diyorum.
II. KÖKSÜZ MODERNLİĞİN ÜRETTİĞI İNSAN
Modern çağ insana büyük bir özgürlük vaat etti: gelenekten, soydan, coğrafyadan, dinden bağımsızlaşmak. Bu vaadin bir gerçeklik payı var. İnsan pek çok boyunduruğu kırdı. Ama bu kırılışın görülmeyen bir bedeli oldu: insan bağlarıyla birlikte köklerini de yitirdi.
Köksüz modernlik, insanı salt bugünün içine hapseder. Geçmiş bir yüktür, gelecek bir tehdittir; geriye yalnızca tüketilen, yaşanan, paylaşılan bir şimdi kalır. Bu şimdi ise giderek daralır. Çünkü anlam, yalnızca şimdiden üretilemez. Anlam, zamanın derinliğini gerektir. Nereye ait olduğunu, nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmeyi gerektirir.
Köksüz modernliğin ürettiği insan tipi şudur: her şeye sahip ama hiçbir şeye ait olmayan. Her yerde görünür ama hiçbir yerde gerçekten var olmayan. Her kimliği takan ama hiçbirinde kendini bulamayan.
Bu insanın hastalığı tembel değil, aksine yorgun olmasıdır. Sürekli seçiyor, sürekli yeniden başlıyor, sürekli kendini........
