menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi rafta, Avrupa seyirde…

15 0
sunday

Türkiye’de iktidarın artık bir “seçim kazanma” meselesinin ötesine geçtiği görülüyor.
Kurulmak istenen şey, güçlü rakiplerin etkisizleştirildiği, medyanın hizaya çekildiği, muhalefetin ise kontrol altında tutulduğu yeni bir siyasal düzen.

Bugün yaşananlara tek tek bakalım…

Gazeteciler tutuklanıyor.
Televizyon kanallarına ağır cezalar veriliyor, Tele1’de olduğu gibi bazılarına fiilen çökülüyor.
Muhalif belediyeler sürekli yargı baskısı altında tutuluyor.
Sosyal medya kullanıcıları bile soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor.

Ve en önemlisi…
Ana muhalefet partisi CHP doğrudan hedefte.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonlar ve son olarak “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden CHP’nin iç yapısına müdahale edilmesi… Bunlar artık normal bir siyasi rekabet görüntüsü değil.

Ortaya çıkan tablo şu:
İktidar yalnızca muhalefeti yenmek istemiyor; muhalefetin nasıl şekilleneceğine de karar vermek istiyor.

Daha açık ifadeyle; Türkiye’de kontrollü bir muhalefet düzeni kurulmaya çalışılıyor.

Bir zamanlar Avrupa Türkiye’yi zorluyordu

Mesleğinin çok büyük bir bölümünü Türkiye-Avrupa ilişkilerini gözlemleyerek geçirmiş olan bir gazeteci olarak bu ikili ilişkinin geldiği seviyeyi hayretler içinde izliyorum. İşin dikkat çekici tarafı, bugün Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamalara Avrupa Birliği’nin, hatta 1948’den beri kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin bugünkü sessizliği.

Çünkü bundan 20 yıl önce manzara tamamen farklıydı.

2000’li yılların başında Türkiye-AB ilişkileri, Ankara’nın iç siyasetini doğrudan etkiliyordu. Avrupa Birliği yalnızca diplomatik açıklamalar yapan bir yapı değildi; Türkiye’ye reform yaptıran ciddi bir baskı merkeziydi.

İdam cezasının kaldırılması…
Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kapatılması…
İşkenceye karşı “sıfır tolerans” düzenlemeleri…
Kürtçe yayın ve kültürel haklara ilişkin adımlar…
MGK’nın yapısının değiştirilmesi ve askeri vesayetin sınırlandırılması…

Bütün bu reformların arkasında hem üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi hem de Avrupa Birliği sürecinin ciddi etkisi vardı.

O dönem Ankara, Brüksel’den gelecek açıklamalara göre pozisyon alıyordu. Avrupa Parlamentosu’nun bir raporu bile gündemi değiştiriyordu. İlerleme raporları hükümet açısından kritik öneme sahipti.

Çünkü iktidar da AB üyeliğini........

© T24