menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir gazetecinin cezaevinde ne işi var?

24 0
05.06.2026

Dün Sincan Cezaevi'nden ayrılırken en son duyduğum şey ağır demir kapının kapanma sesiyle birlikte defalarca bu soruyu kendime sordum. "Bir gazetecinin cezaevinde ne işi var?"...


Demir kapı sesi hâlâ kulaklarımda...

Belki de bu yüzden eve döndüğümden beri başka hiçbir şeyi düşünemiyorum. Aklımda o deli soru, kulaklarımda demir kapının gürültüsü...

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu üyesi olarak tutuklu gazeteci İsmail Arı'yı ziyaret ettim.  Cezaevleri ne yazık ki biz gazetecilere artık yabancı değil. Daha önce de TGC olarak Silivri'de Merdan Yanardağ'ı ve Alican Uludağ'ı ziyaret ettik. Neyse ki Alican özgürlüğüne kavuştu. 

Ama biz, her seferinde aynı duygularla ayrıldık.

Bir gazeteciyi cezaevinde görmek insanın kanına dokunuyor.

Çünkü gazetecilerle cezaevlerini aynı cümlede kullanmak bile başlı başına acı veriyor.

Bir gazetecinin çalışma masası yerine demir ranzaya, haber kaynakları yerine yüksek duvarlara, sokaklar yerine tel örgülere mahkûm edilmesini hiçbir vicdan kabul edemez, etmemeli.

Bir insanın özgürlüğünün elinden alınmış olması zaten ağır bir şeydir.

Ama bu kişi gerçeğin peşinden gitmeye çalışan bir gazeteciyse, ağırlığı daha da büyüyor.

Çünkü gazetecilik suç değildir.

Bu cümleyi yıllardır söylüyoruz.

Tutuklama kararları hukuk diliyle anlatılıyor.

Dosyalar, klasörler, suçlamalar, savunmalar...

Oysa cezaevinin kapısından içeri girince gözler başka bir şey görüyor.

Bir dosya değil, bir insan görüyor.

Annesini........

© T24