menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hüsamettin Cindoruk: Hep "demokrasi ", hep "hukuk" dedi

37 0
12.04.2026

“Sizi iyi gördüm Hüsamettin Bey”.

Ilık bir kış günü, 2025 Kasım sonu. Damadı Mehmet İkbal ile Hüsamettin Cindoruk’u evinde ziyaret ediyoruz. 92 yaşındaki Hüsamettin Bey fırsatı kaçırmıyor:

“Yüz yaşıma gelince davet vereceğim, sizi de beklerim Yalçın Bey”.

Sayın Hüsamettin Cindoruk’un dün aramızdan ayrıldığını duyduğumda, kendisiyle sayısız sohbetleri, Meclis Başkanı iken, bir Kurban Bayramı’nda Çeşme’de birlikte yaptığımız tatili hatırlıyorum.

O sohbetlerin en önemlilerinden biri, Nisan 1993’te. Turgut Özal vefat edip, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilmesi kesinleştiğinde, gözler Hüsamettin Bey’e çevriliyor. Doğru Yol Partisi’nin Genel Başkanlığı, ardından Başbakanlık koltuğuna oturması siyasi hayatın en olağan akışı.

Baş başa sohbette Hüsamettin Bey sürpriz bir karşılık veriyor:

“Herkes bana yakıştırıyor ancak, ben istemiyorum. 60 yaşıma geldim, artık hiç bir otoritenin bana yol göstermesini istemiyorum”.

Devam ediyorum:

“Sayın Demirel’i mi kastediyorsunuz?..”

Kararlı:   

“Meclis Başkanlığı özgür bir alan sağlıyor insana. Bunca yıl siyasetin içindeyim, mücadele, iktidar olduğumuzda bile, sıkıntı eksik olmadı. Şimdi kendimi rahat hissediyorum”.

Aday olmayarak, Tansu Çiller’in Başbakan olmasında dolaylı yoldan büyük pay sahibi.

Yine kabul etmedi

İstemese de, siyaset onun yakasını bırakmıyor.

Anlaşmazlıklar üzerine, kurucusu olduğu DYP’den ayrılıyor, Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kuruyor.

DTP 1997’de Mesut Yılmaz Başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinin ortakları arasında.

DTP Başkanı Hüsamettin Bey hükümette yine görev kabul etmiyor.

Siyasetçiden önce o bir hukuk adamı.

Siyasete atılması hukukçu kimliğinden kaynaklanıyor.

“Yargılama değil, komedi”

27 Mayıs 1960 İhtilali Hüsamettin Bey için dönüm noktası.

Celal Bayar dahil, 25 Demokrat Partilinin avukatlığını üstleniyor. Yassıada’da Yüksek Adalet Divanı yargılamalarında avukatlardan biri de o.

Evinde bir odanın ortasındaki yatakta, karşısında TV, Türkiye’yi ve dünyayı anı anına izliyor, 92 yaşında, belleği pırıl pırıl, bir takılma, unutkanlık ya da mantık hatası yok.

Yassıda duruşmalarında, henüz 28 yaşında olmasına rağmen, en çetin avukatlardan biri. Yargıç ve savcıyla sık sık tartışıyor. O tartışmalardan birinde, mahkeme heyetine:

“Burada yargılama adı altında komedi oynanıyor, kararlar çoktan belli, yukarıdan gelmiş, sümen altında duruyor, zamanı gelince siz de bize bildireceksiniz”.

Avukat Cindoruk “mahkeme heyetine hakaretten” iki buçuk ay hapis yatıyor. Hapisten çıktığında, mahkemede yeniden tartışıyor. Savcı sinirleniyor:

““Hapisten yeni çıktın, hala akıllanmadın mı?..”

Demokrat olmak ve kalmak

Söz Demokrat Parti’den açılınca, Hüsamettin Bey ile eski sohbetlerime ait notlarımı karıştırıyorum, mahkemede savunduğu DP’yi eleştiriyor:

“İktidara geldiğinde Demokrat Parti demokrasiye inanan bir partidir, iktidara zaten demokrasinin nimeti sayesinde gelmiştir.

Ancak...

1955’ten sonra rahmetli Adnan Bey (Menderes) çok değişti. Arka arkaya seçim kazanması, halkın ilgisi onda artık vazgeçilmezmiş duygusu yarattı. Bu büyük hataydı”.

Bir tesbitini ekliyor:

“Demokrat olmak kolaydır, hele de muhalefette ve iktidarın ilk yıllarında ama, demokrat kalmak zordur”.

Damadı Mehmet İkbal ile birlikte evinde ziyarette

“AKP artık seçim kazanamaz”

Kendisini son ziyaretimde Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri bir süre önce sonuçlanmış, Hüsamettin Bey:

“Kıbrıs’ta AKP’nin istediği aday kazanamadı, umarım yeni Cumhurbaşkanı ile sorun yaşanmaz”.

Galatasaray maçlarını kaçırmıyor, Galatasaray Divan Kurulu üyesi.

Yeniden siyasete dönüyoruz:

“Ekrem Bey (İmamoğlu) sık sık ziyaretime geldi. Özgür Özel Bey de bir kere geldi, eksik olmasınlar”.

Çarpıcı bir gözlemi var:

“Ben halkın en çok sevdiği iki siyasetçi gördüm, biri Bülent Ecevit, diğeri Ekrem İmamoğlu”.

Şaşırıyorum:

“Siz muhafazakar kadroların içinden geliyorsunuz, onlar arasında size göre kimse yok mu?..”

Tekrarlıyor:

“Elbette var ama, Ecevit ve İmamoğlu önde gelir bana göre”.

Bugüne ilişkin:

“Demokrasi ve hukuk çok tahrip oldu, hayat pahalılığı çekilmez boyutlarda, normal seçim şartları altında AKP’nin bir daha seçim kazanacağına ihtimal vermiyorum. Tayyip Erdoğan’la ilgili hep aynı tahmin yapılıyor ama, kendisi bir daha aday olmak ister mi, bilemiyorum”.

Anı yazmak

Bir saati aşkın sohbetin sonunda aynı soru:

“Size çok kişinin anılarınızı yazmak için başvurduğunu biliyorum. Yarım yüz yılı aşkın siyasetin içindesiniz. Anılarınızın yazılmasını neden istemiyorsunuz?..”

Uzaklara dalıyor:

“Pek çok kişiyi yakından tanıdım, onların topluma dönük yönleri ile özel yönleri epey ayrı, olayların da bilinmeyen yönlerini yazamam, yazmam doğru olmaz”.

Siyasetin ve hukukun en mücadeleci insanlardan biri aramızdan ayrılıyor, sırlarla dolu bir tarih bırakarak.

Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.


© T24