“Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”: Bütün Türkiye İBB soruşturması
“Nobel ödüllü yazar Heinrich Böll’ün oğlunun evinde arama”.
Almanya’daki medya tröstü Springer’e ait Berliner Zeitung 7 Şubat 1974’te bu manşetle yayınlanıyor.
Oysa, gazete yayınlandığında, arama filan yok.
Ev, haberin yayınlanmasından saatler sonra aranıyor.
Arama gerekçesi, Böll’ün oğlunun terör örgütü Kızıl Tugaylar ile ilişki iddiasına dayandırılıyor. Aramada ilişkiyi kanıtlayacak bulguya rastlanmıyor.
Olay gerçekleşmeden bir gün önce medyaya sızdırılıyor, çok tanıdık bir iş birliği.
Heinrich Böll çok etkileniyor, yazdığı ünlü “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru” romanı o etkinin ürünü. Tiyatroya da uyarlanan roman genç kadın Katharina Blum ile bir gencin arasındaki bir gecelik öyküyü anlatıyor.
Genç polisin aradığı biri. Polis Katharina’nın evini basıyor. Baskından önce genç evden kaçıyor, Katharina yakalanıyor. Genç kadın tam medya kurbanı, manşetlerde artık o “bir terörist”, her yerde fotoğrafları yayınlanıyor.
Medyada tepe tepe “Katharina’nın onuru çiğneniyor”, siyasi irade seyretmekle yetiniyor.
CHP’ye siyasi linç
Bizde de, aylardır linç kampanyaları yürütülüyor.
Araya ara sıra kadın - erkek ilişkileri sıkıştırılsa da, yandaş medyada CHP’ye asıl siyasi linç her türlü ölçüyü aşıyor. O yayınların çoğu yasalara göre suç ama, yargının kılı kıpırdamıyor.
“CHP’de şu ya da bu belediyeye ilişkin operasyon” haberleri önce yandaş medyada yayınlanıyor. Henüz operasyon yok ama, o belediye başkanıyla ilgili “Hesap Vakti, Hesap Ver” ve benzeri manşetlerle suçlama başlıyor, ardından devreye yargı giriyor.
CHP pek çok yönden kuşatmayla karşı karşıya. O kuşatma Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlıyor, önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB), ardından pek çok CHP’li belediyeye uzanıyor.
Bütün Türkiye İBB soruşturması gibi.
1953’te CHP’nin malları
CHP’yi kuşatmanın ilk adımı bugün CHP’li belediyeler, geçmişte Halk Evleri.
1950’de Demokrat Parti (DP) iktidara geliyor, kısa süre sonra DP’liler:
“Belediyelerden ve köy bütçelerinden, Halk Evlerine yardım altında CHP’ye para aktarılmıştır. Devlete ait pek çok emlakı kendi tapusuna kaydederek, CHP haksız mal edinmiştir. Adaletin yerine getirilmesi için devletin bu mallara el koyması gerekmektedir”.
DP iktidarı “Halk Evleri CHP’nin arka bahçesidir” inancıyla, Ağustos 1951’de Halk Evlerini kapatıyor, mallarını Hazine’ye kaydediyor. Sıra CHP’nin mallarına geliyor.
Bu malları belirlemek üzere üç üniversite rektörü ile Yargıtay ve Danıştay Başkanlarından oluşan beş kişilik bir heyet oluşturuluyor. Düğmeye basılıyor, Aralık 1953’te kabul edilen yasa ile...
Genel Merkez binası dahil, CHP’nin mallarına el konuluyor. CHP mal varlığının beşte dördünü kaybediyor.
Günümüzdeki girişim farklı.
Seçimde kaybettiği CHP’li belediyelere “yolsuzluk” iddiasıyla operasyon düzenlemek, belediye başkanını tutuklamak, mümkünse belediyeyi ele geçirmek. Ya da “bana gelmezsen, seni de içeri atarım” tehdidiyle, belediye başkanı devşirmek.
Zaman zaman “çiğnenen onur” eşliğinde.
Parti kapatmak
Bitmeyen soruşturmalar ve tutuklamalar ötesinde, CHP başka ağır baskılar altında.
-Özgür Özel dahil, bazı CHP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması.
-CHP’li belediyelerin engellenmesi, gerekli kredilerin bekletilmesi gibi.
-İstanbul ve İzmir’de CHP belediyelerine ait binaların, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri.
Asıl çok daha büyük bir plan kol geziyor.
Yeminli yandaşlardan biri dün önce bol keseden atıyor, “CHP tarihinde darbelere karşı savaşmış lider yoktur” diyerek.
Bülent Ecevit ne güne duruyor?.. 12 Eylül darbesine karşı çıktığı için hapse giriyor.
Neyse, asıl sorun başka.
Aynı yandaş, yazısının devamında çok önemli bir haber veriyor:
“Mutlak butlan işi ciddiye bindi. İstinaf Mahkemesi Ankara 42. Asliye Mahkemesinin kararını bozup, tekrar mahkemeye mi gönderecek yoksa mutlak butlan kararını kendisi mi verecek, orası belli değil”.
CHP diğer bütün partilerle birlikte 12 Eylül darbesinde kapatılıyor. Mutlak butlan parti kapatmak değil.
Partiyi iğdiş edecek, etkisiz kılacak, el altından iktidarla ortaklık kuracak birilerine teslim edecek bir plan.
CHP’li olduğunu iddia eden “malum kişiler” zaten hazır bekliyor.
İktidara muhalif geçinenlerin Sırat Köprüsünde can derdine düşmüş CHP ile uğraşmalarına şaşıyorum.
