Futbol bazen bir direniş ve umut sahnesi oluverir!
Dünya Kupası’nın bu kasvetli dünyaya getirdiği iyi bir şey var: “Anti-kahramanlar”dan kahraman yaratmak gibi.
Ezilenlerin, hor görülenlerin, aşağılananların, küçük görülenlerin “kibir” karşısındaki çoğu zaman güler yüzlü, bazen gözyaşlarına boğulan isyanları… 7 gol yeseler de 7 gol kurtarsalar da.
Curaçao’nın maviliklerinden Yeşil Burun’un kalecisi Vozinha’ya… Dünya Kupası’nda görev verildiği halde Trump ABD’sinin kibirli, hatta ırkçı dünyasına sokulmayan Somalili hakeme… Filistin tezahüratlarıyla dolaşan Bosnalı ve Güney Koreli taraftarlara, Demokratik Kongo’nun çok şık kıyafetlerini çıkarıp sahada dik duruşuna, Fas’ın ilk yarıda Brezilya’dan daha Brezilya oluşuna, kötü sakatladığı Kanadalı oyuncunun ardından ağlamaklı olan Katarlıya, açılış törenindeki trampetçiler arasında sahaya kefiyeyle çıkan gence kadar.
İlk kez Dünya Kupası bileti alan Yeşil Burun Adaları'nda büyük sevinç
Belki de dünyanın ihtiyacı olan böyle bir şey. Cesaret, tamam… Ama vicdan… İlle de insanlık… İyilik… Elbette mücadele, direniş… Yenilirken, futbol diliyle hezimete uğrarken bile yarattığın sempati, empati, artık hangi duygulara yol açılıyorsa.
Muhtemelen favorilerden biri kupayı kazanacak; “İsrail ve Trump kankası” Messi beki yine “hat-trick” yapacak, Trumpçı Ronaldo gol atsa da geçmişi aratacak… Irkçılık karşıtı tavrından dolayı Fransız faşistlerin hedefi olan MBappe belki yine beş kaçırıp iki atacak…
Yine de futbolda güçlünün borusu dışında da futbolun bile dünyaya verdiği bir umut da orada asılı kalacak. Nitekim 7 golün ardından Curaçaolular attıkları tek golle ve maçın bir süre 1-1 gitmesiyle bile o umudu dünyaya verebildi. Maçın sonunda Curaçaolu oyuncularla sarılarak halka yapan birkaç Alman oyuncu........
