menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mehtap Baydu'nun yakınlık, yokluk ve gerilim üzerinden yankılanan sergisi Seni Sevmek Çok Zor!: "Kendi nefesim bana bir tehdit olarak dönüyor, sıkışmışlık yaratıyor"

7 0
latest

Berlin’de yaşayan sanatçımız Mehtap Baydu, Türkiye’de, hatta İstanbul’da ilk kez bir müzede kişisel sergi açtı. Gerçi Arter kendisine müze değil de ‘Sanat Mekânı’ diyor ama... Baydu’nun sergi başlığı ‘Seni Sevmek Çok Zor!’ (Ünlem işaretiyle…) Hem yeni hem eski işleri var sergide. Mehtap Baydu performans, heykel, fotoğraf, yerleştirme ve video sanatçısı. Serginin küratörü de Arter’in baş küratörü Selen Ansen. Sanatçı Bingöl doğumlu ama Berlin’de yaşıyor ve çalışıyor. 1.5 aydır İstanbul’da, ‘Seni Sevmek Çok Zor!’ sergisini hazırlıyor.

Selen Ansen, Mehtap Baydu için “Farklı yaşamları kendi yaşamına yapıştırıyor, sanat yapıtıyla eylem arasında karşılıklı bir ilişki kuruyor. Kendi bedeninden ya da kişisel deneyiminden yola çıkıyor, ötekilerle arasında hem yakınlık kuruyor hem de mesafe yaratıyor” diyor.

Mehtap Baydu ile sergisini beraber gezmeden önce Arter’in içinde bir cam odanın önünde buluştuk. Biz camın dışında, o içinde. Sanatçı bu 16 metrekarelik odanın zeminine oturmuş elinde koskoca yarı saydam bir balon, onu üflüyordu aralıklarla. Mehtap Baydu ‘Nefes-Atem’ başlıklı bu performansını ilk kez 2019 yılında Berlin’in Kreuzberg semtinde sokağa bakan bir vitrinin içinde yapmıştı. Bir insan günde yaklaşık 20 bin kez nefes alıyor ve 12 metreküp hava taşıyor. Bu performansı 20 gün boyunca belirli saatlerde Arter’de tekrarlayacak. Bu odanın içini, balonu üfleme eylemi ile ciğerlerindeki hava ile dolduracak. Burada bir boşluk ve sıkışmışlık ikilemi doğuracak, ama bir yandan da bir aradalık üretecek. Biz sanatçıyı şişirdiği balon odayı doldurana kadar izledik. Balonun hacmi giderek genişledi ancak sanatçının hareket alanı daraldı. Sonunda sanatçı odayı terk etmek zorunda kaldı ama nefesini içeride bırakarak.

Nefes

Selen Ansen bu performansı anlatırken şöyle dedi: “Camın bu tarafındaki bizler de onun gibi içinde yaşadığımız dünyanın boğuculuğu karşısında nefes alıp vermekte giderek zorlanıyoruz. Özgürce sevmek ve sevilmek için asgari miktardan daha fazla havaya ihtiyaç duyduğumuzu unutuyoruz. Soluk soluğa kalma pahasına sanatçı bizlere nefesini armağan ediyor. Nefesin maddi ağırlığı ve manevi hafifliği var. Biz sanatçıyla solukdaşız. Havanın tüm canlılar arasında özgürce dolaşabilmesi için gerekli mesafeyi korumamız ve ona sahip çıkmamız gerekiyor.”

Sanatçı da “Kendi nefesim bana bir tehdit olarak geri dönüyor, bir sıkışmışlık yaratıyor” dedi. Mehtap Baydu’nun sanat pratiğinde zaten yakınlık, yokluk, bir aradalık ve mesafe, gerilim sıkça rastladığımız konular.

Mehtap Baydu (sağda) ve Serfiraz Ergun

Sergideki duvar yazılarından birinde şu satırları okudum: “‘Seni Sevmek Çok Zor!’, arzunun özünde yatabilen mesafe ve gerilimi Baydu’nun pratiğinde önemli bir yer tutan kalıp alma sürecinin vadettiği mutlak yakınlık ve ima ettiği yokluk üzerinden yankılıyor.” Zaten sergiyi gezme sürecinde mesafe, gerilim, varlık, yokluk gibi kelimeler de hep bizi takip etti. Mehtap Baydu’ya, “Bana bu kavramların neden bu kadar sık geçtiğini anlatabilir misiniz?” diye sordum.

“Yakınlaşma ve yakın durmak bir tür yoğunluktur, tamamlanmışlıktır. Ancak mesafe olmadığında bu tamamlanmışlık gerçekleşemez. Ben bir yapıtı gerçekleştirmeden önce çok uzun mesafeler kat ederim, yol giderim. Ben bir konsept sanatçısıyım. Epey........

© T24