Bir perdelik oyun: Göbek fıtığı
Sahne: Bir avukat yazıhanesi. Dava vekili, müvekkili ile konuşuyor:
- Olan bitenleri ayrıntısıyla bilmem gerekir.
- Anlatayım. Göbeğime yakın büyücek bir çıkıntı oluştu. Zorlasam, hızlı hareket etsem çok ağrıyordu.
- Fıtıktı değil mi?
- Eğitim Araştırma Hastanesi’ndeki uzman da öyle demişti.
- Ne yaptın?
- Fıtığın üstüne para bağladım, sargıyla bastırdım.
- Ne parası?
- Abdülmecit sikkesi. Güç buldum. İyi gelirmiş.
- Bebeklerde fıtık varsa yaparlar. Bir şeye yaramaz. Hastaneye gitmeliydin.
- Gittim ama olmadı… Hastaneden sabah 8.00 ile 15.00 saatleri arasında telefonla randevu almalıymışım; ancak üç hafta sonraya yer buldum. O gün sabahın erken saatinde hastaneye gittim, takip fişi kuyruğuna girdim. 3 - 4 saat kuyrukta bekleyip takip fişini aldım. Sonra hangi poliklinikte tedavi olacaksan o polikliniğin önündeki muayene kuyruğuna giriyorsun. Kuyrukta beklerken mesai saati dolduğu için yeniden randevu almam gerekti.
- Evet?
- Bir buçuk ay sonra çağırdılar: Randevu saati geldi ama doktorun odasına ancak birkaç saat bekledikten sonra alındım. Odada beş hasta daha vardı. Kimi laboratuvar sonucu gösteriyor, kimi acilmiş, randevusuz gelmiş.
- Kaç kişi muayene ediyor böyle bir doktor?
- Acillerle falan günde 80 ila 100 hasta bakmaları gerekiyor.
- Kalabalık merkezlerde çok bekleyeceğine Silivriye gitseydin..
- Silivri’ye de Kartal’a da sordum, yakın bir zamanda randevu alamadım.
- Lüleburgaz’a falan….
- Param olsa daha ötesine giderdim ama yok.
- Özelde ol.
- Göbek fıtığı özelde bir kaç yüz bin. Ağrılarım........
