menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vergide “tecil” yanılsaması: Faizin de faizi var…

15 0
08.05.2026

TBMM’ye 5 Mayıs 2026 tarihinde sunulan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, son günlerde özellikle tek bir başlık üzerinden tartışılıyor: Tecil. İktidar cephesi, başta Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan olmak üzere bu düzenlemeyi ekonomiye nefes aldıracak önemli bir adım olarak sunuyor. Gerçekten de ilk bakışta tablo etkileyici görünüyor. Çünkü teklif ile kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarılıyor, ayrıca bugün 250 bin lira olan teminatsız sınırın 1 milyon liraya yükseltilmesi öngörülüyor.

Ancak mesele yalnızca borcu taksitlendirmek kadar basit değil. Çünkü vergi hukukunda her kolaylığın arka planında başka bir maliyet, başka bir risk ve çoğu zaman görünmeyen başka bir yük bulunur.

Tecil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48’inci maddesinde düzenlenen bir mekanizma. En basit ifadeyle, ekonomik olarak zor durumda bulunan vergi mükelleflerine kamu borçlarını taksitle ödeme imkânı tanıyor. Böylece devlet, borçlunun üzerine hemen haciz ve satış baskısı kurmak yerine ona belirli bir süre nefes alma alanı bırakıyor. Hatta haczedilmiş malların satış aşamasına gelinmiş olsa bile, zamanında yapılan tecil başvurusu satış işlemlerini durdurabiliyor. Bu nedenle tecil sistemi, klasik cebri tahsil yöntemlerinin sertliğini yumuşatan bir güvenlik supabı işlevi görüyor.

Ancak işin görünen yüzü kadar görünmeyen kısmı da önemli.

Tecilin kapsamı

Öncelikle her kamu borcu, tecil kapsamına girmiyor. Gelir vergisi, SGK prim borçları, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, trafik cezaları ve bazı öğrenci kredileri tecil edilebilirken; özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, bazı harçlar ve çeşitli fon kesintileri kapsam dışında tutuluyor. KDV için ise yalnızca sınırlı bir tecil imkânı bulunuyor. Yani kamuoyuna anlatıldığı gibi “her borca uzun vadeli yapılandırma” söz konusu değil.

Dahası tecilden yararlanabilmek için kişinin çok zor durumdayım demesi gerekiyor ama  tecil hakkından yararlanabilmek için yalnızca çok zor durumdayım demek de yetmiyor. Buradaki çok zor durum ibaresi, “borcunu ödeyemeyecek durumda olduğu” anlamında değildir; borcunu öderse “işleri aksar, sıkıntıya düşer” anlamındadır.

Ancak Vergi idaresi, mükellefin........

© T24