menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan’ın reform aşkı!

209 18
02.02.2026

Diğer

02 Şubat 2026

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026’yı “reform ve büyüme yılı” olarak ilan ettikten sonra Türkiye’nin şahlanacağını ve enflasyonun da belinin kırılacağını söylediğini okuyunca gözyaşlarıma hâkim olamadım. “İşte yıllardır arayıp da bulamadığımız muhalefet lideri sonunda doğuyor” dedim.

Ancak her güzel şey gibi bunun da bir sonu oldu, birden hatırladım ki 2002’den beri Türkiye’yi tek başına yönetiyor!

Niye Türkiye’yi on beş ya da üç sene önce şahlandırmamış, bunu bilmiyorum. Bence kendisi de bunun nedenini tam olarak bilmiyor.

Biliyor olsaydı, bu reform dediği şeyin neye benzeyeceğini, kuş mu, deve mi olduğunu falan anlatırdı.

Öyle yapmıyor, reform sözü verip geçiyor.

Böyle konuşarak reformlarla düzelteceğine söz verdiği meseleleri yaratanın kendisinden başkası olmadığı gerçeğini de saklamak istiyor.

Sanki birileri Türkiye’ye geçen sene bozmuş, Erdoğan şimdi 2026’da reformlar yaparak bunu düzeltecekmiş gibi bir algı yaratma peşinde.

Bilmiyorum hatırlar mısınız; 31 Ocak 2020 günü de yılbaşı konuşmasında 2021’in “demokratik ve ekonomik reformların yılı olacağını” söylemişti.

O gün 1 ABD Doları almak için 7 lira 42 kuruş yetiyordu. Dün baktım, 1 ABD Doları almak için 43 lira 49 kuruş gerekiyordu.

Demek ki “2021 reformlar yılı” olmasaymış belki de dolar bugün 100 lirayı geçmiş mi olacaktı?

Belli ki Erdoğan için “reform”, yapılması gereken değil, vaat edilmesi iyi olan bir şey.

Onun için bol keseden vadediyor ama iş yapmaya gelince yan çiziyor.

Seçmenin hoşuna gidiyor mu diye soracak olursanız, seçim kaybetmediğine göre bugüne kadar işe yaramış.

Bir sonraki seçimde de işe yarayacak mı, normal bir seçim yapılabilirse göreceğiz.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde yer alan iş konseylerinin başkanları bir ortak bildiri yayınlayarak Türkiye’nin AB üyeliği için Avrupa’nın “paradigma değiştirmesi” çağrısı yaptılar.

Bildiride şöyle deniliyor:

“Türkiye’nin katılım sürecini tıkayan mevcut verimsiz yöntemin yeniden değerlendirilmesinin zamanı gelmiştir.”

Kırk sene düşünsem, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları meselesini “üyeliğin önünü tıkayan verimsiz yöntem” diye tanımlamak aklıma gelmezdi.

Onun için iş insanlarımızı kutlarım: Demek istiyorlar ki demokrasiyi, insan haklarını, AİHM kararlarını falan boş verin, işimize bakalım!

Söylemek istediklerini öyle güzel ambalajlamışlar ki şapka çıkardım!

Bu normal bir durum.

Aralarında ayrık otları olsa da Türkiye burjuvazisinin böyle bir derdi hiç olmadı zaten.

Tablo, bir........

© T24