Traffic: Ömrü kısa, etkisi büyük süper progresif rock grubu
Ben pek çok diğer klasik rock grubu gibi bu zamanının çok ötesindeki İngiliz grubunu da sevgili kuzenim İzzet Öz’ün sayesinde keşfettim. Ankara’da rahmetli sevgili Hikmet ve Nisa teyzelerimin pişirdiği enfes köfteleri ve patates kızartmalarını gömerken İzzet’in şaibeli bir şekilde bulduğu plaklar en yüksek volümde çalınır, bizi ve komşuları dünyevi ortamlardan koparıp psikedelik bulutlara götürürdü.
Ayın karanlık yüzünü görmeden her şeye maydanoz olan bir akademisyen olmak imkansızdır.
1960'ların sonu ve 1970'ler rock müziğin en yaratıcı ve deneysel çağıydı. Bu dönemde çıkan Traffic kısa ömürlü olmasına rağmen müzik tarihinde derin izler bırakmış bir süper gruptur.
Traffic 1967'de Birmingham'da Steve Winwood, Dave Mason, Jim Capaldi ve Chris Wood tarafından kuruldu.
Grubun kalbi ve beyni olan Steve Winwood henüz 18-19 yaşlarında olmasına rağmen bir müzik dehasıydı. Spencer Davis Group ile Gimme Some Lovin’ gibi hitlere imza atan Winwood siyahi bir soul vokalistini andıran sesi, org ve gitardaki üstün yeteneğiyle grubun omurgasını oluşturuyordu.
Traffic'in müziğini tek bir kalıba sığdırmak zordur. Grup blues, caz, folk ve psikedelik rock öğelerini bünyesinde harmanlayarak özgün bir sentez yarattı. Dönemin pek çok grubundan farklı olarak şehir hayatından uzaklaşıp kırsalda bir eve çekilerek müziklerini yarattı.
Traffic sahne performanslarında şarkıları dakikalarca uzatır, caz müzisyenleri gibi doğaçlamalar yapardı. Rock müziğe flüt ve saksafonu lider enstrümanlar olarak entegre ettiler.
Grubun İngiltere'deki ilk çıkışı hızlı oldu ve üç parçası birden ilk 10'a girdi. Ancak Dave Mason'ın yazdığı şarkılar Steve Winwood'un vizyonuyla çatıştı ve Mason'ın gruptan ayrılmasına yol açtı.
Traffic üçlü olarak yoluna devam etti. 1970'te yayınlanan John Barleycorn Must Die albümü ile grup yeniden doğdu. Ardından gelen The Low Spark of High Heeled Boys (1971) Traffic'in başyapıtı olarak kabul edilir. Albümün uzun, doğaçlama odaklı parçaları grubu progresif rock'ın önemli temsilcilerinden biri haline getirdi ve ABD'de platin plak kazandı.
Ancak grup içi dinamikler ve Steve Winwood'un solo kariyerine yönelme isteği Traffic'in ömrünü kısa tuttu. 1974'teki When the Eagle Flies albümünün ardından grup dağıldı.
Traffic: John Barleycorn (Must Die) / John Barleycorn Ölmeli (1970)
Yaşı tutanlar hatırlar. Bir zamanlar İstanbul’un kısa boylu valisinin adıyla anılan bodur ve üstü pütürlü bir rakı şişesi vardı. Misafir geldiği zaman rahmetli babam “Oğlum bakkaldan bir Fahrettin Kerim al” derdi ve küçük çocuklara da rakı satıldığı o masum günlerde herkes bunu anlardı.
Benzer şekilde geleneksel İngiliz halk şarkısı John Barleycorn aslında arpaya ve ondan yapılan bira ile viskiye takılan bir lakaptır. Şarkının sözlerindeki vahşi cinayet hikayesi arpanın toprağa ekilmesi, hasat edilmesi, biraya ve viskiye dönüştürülmesi sürecini metaforik olarak anlatır.
John Barleycorn Must Die albümü Traffic’in kariyerinde bir dönüm noktası ve en özgün yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Steve Winwood "John Barleycorn, Traffic'in ne olduğunun özüdür ve belki yaptığımız en mükemmel albümdür" demiştir.
Şarkı John Barleycorn’u yok etmeye yemin eden üç adamla başlar. Onu toprağa gömerler ve üzerine toprak atarlar. Ancak bahar gelip yağmurlar yağdığında John Barleycorn küllerinden yeniden doğar.
Devamında Barleycorn’un bacaklarının kesilmesi (arpanın tırpanla biçilmesi), tekerleğe bağlanması (değirmende öğütülmesi) ve sonunda bir fıçıya kapatılması anlatılır. John Barleycorn her türlü işkenceye maruz kalır ve ölür. Ancak onun kanı (bira ve viski) insanlara güç, neşe ve cesaret vermek üzere yeniden canlanır. Bu yönüyle şarkı ölüm ve yeniden doğuş döngüsünü simgeler.
John Barleycorn'un ölümü sayesinde insanlar içki içip keyiflenir. Şarkıda içkinin toplum........
