AfD: Almanya için Alternatif Partisi ve Alice Weidel
Almanya siyasetinde son yılların en dikkat çekici yükselişini yaşayan Almanya için Alternatif (AfD) partisi 2025 federal seçimlerinde tarihi bir başarı elde ederek ülkenin ikinci büyük siyasi gücü haline geldi. Partinin başbakan adayı ve eş başkanı Alice Weidel kişisel hikayesi ve sert siyasi söylemleriyle Alman siyasetinde olduğu kadar uluslararası kamuoyunda da büyük yankı uyandırdı.
AfD 2013 yılında Almanya’nın Euro bölgesinden çıkmasını savunan bir muhalefet partisi olarak kuruldu. Kurucuları arasında ünlü ekonomistler ve gazeteciler vardı. “Profesörler partisi” olarak anılan AfD başlangıçta tek bir konuya odaklanan, aşırı sağcı söylemlerden kaçınan burjuva bir imaj çiziyordu.
Ancak parti 2015-2017 yılları arasında yaşanan liderlik değişiklikleriyle birlikte radikal bir dönüşüm geçirdi. Dönemin Başbakanı Angela Merkel'in bir milyondan fazla sığınmacıyı Almanya'ya kabul etmesinden sonra AfD ağırlık noktasını göç karşıtlığına kaydırdı ve giderek aşırı sağ çizgiye yaklaştı. Bugün AfD siyaset bilimciler tarafından yabancı düşmanlığı ve otoriterlik ile karakterize edilen bir aşırı sağ parti olarak sınıflandırılıyor.
Göç ve İslam karşıtlığı
AfD sınırların kapatılmasını, remigrasyon (göçmenlerin zorla geri gönderilmesi) politikasını, başörtüsü ve burka yasağını savunuyor. Weidel İslam'ın Alman anayasasıyla bağdaşmadığını söylüyor.
"Burka giyenler, başörtülü kızlar, devlet yardımıyla geçinen bıçaklı adamlar ve diğer işe yaramazlar ne refahımızı ne ekonomik büyümemizi ne de sosyal devletimizi güvence altına alabilir."
Dönemin Meclis Başkanı Schäuble Weidel'i bu ifadeleri nedeniyle uyardı ve sözlerinin ayrımcılık içerdiğini belirtti.
Parti sosyal açıdan geleneksel aile modelini destekliyor. Parti programında aile anne ve babanın çocuklara birlikte baktığı bir kurum olarak tanımlanıyor. Oysa parti lideri Weidel’in eşcinsel olması ironiktir.
AfD iklim politikalarını reddediyor. Yeşil enerji dönüşümüne ve iklim krizine karşı alınan önlemlere karşı geliyor. İklim değişikliğinin insan kaynaklı olmadığını savunuyor.
Bu radikal söylemleri nedeniyle parti Almanya'nın iç istihbarat servisi olan Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından aşırı sağcı şüpheli oluşum olarak izleniyor ve bazı eyaletler onu aşırı sağcı olarak sınıflandırılıyor.
Avrupa Birliği şüpheciliği ve Dexit (Almanya'nın AB'den çıkışı)
AfD Almanya’nın AB’den çıkmasını parti programında destekliyor. Birliğin lokomotif gücünün bu şekilde ayrılması Avrupa projesinin çöküşüne ve kıtanın yeniden ulus devletlerin rekabetine sahne olmasına yol açabilir.
AfD'nin programında AB'nin aşırı merkeziyetçi yapısı eleştiriliyor ve egemenliğin ulus devletlere iadesi savunuluyor.
ABD'nin Avrupa'ya yönelik artan baskısı ve Almanya'nın göreceli ekonomik sıkıntıları AfD'nin "Önce Almanya" söylemini güçlendiriyor. Parti Almanya'nın AB'den çıkması durumunda tıpkı İngiltere örneğinde olduğu gibi kendi ticaret anlaşmalarını yapabileceğini ve egemen bir ulus olarak hareket edebileceğini iddia ediyor.
Ancak Dexit fikrinin uygulanabilirliği gerçekçi değildir. Almanya AB'nin en büyük ekonomisi ve ihracatçısıdır. Alman endüstrisi pazar ve tedarik zincirlerine derinlemesine entegre olmuştur. Bir Dexit Almanya için Brexit'in yarattığı ekonomik şokun çok daha büyüğünü yaratır.
ABD'nin güvenilirliğini yitirdiği bir dönemde Almanya'nın AB'den ayrılması ülkeyi uluslararası arenada tecrit eder. Jeopolitik yalnızlık kolay lokma olmak demektir. Rusya tehdidi ortadayken Almanya'nın diplomatik ve ekonomik dayanağı AB'dir.
Rusya ile yakınlaşma
AfD diğer aşırı sağcı popülist yönetimler gibi Rusya yanlısı bir duruş sergiliyor, Ukrayna’ya silah gönderilmesine karşı çıkıyor ve Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını istiyor.
Batıya tek taraflı bağımlılığa karşı çıkan AfD Türkiye’nin Ukrayna savaşındaki çok taraflı politikasını örnek göstererek Almanya’nın da benzer bir denge politikası izlemesi gerektiğini söylüyor.
Trump yönetiminin sattığı Ukrayna’nın AfD’nin yönettiği ya da koalisyon ortağı olduğu Almanya tarafından da satılması işgale karşı kahramanca direnen ülkenin........
