ABD Anayasasının 25. Ek Maddesi: Başkan Trump görevinden alınabilir mi?
Her gün Trump’ı görmek ve sesini duymak istemiyorum
Her Allahın günü ülkesini ve dünyayı batırmak için elinden geleni yapan bu portakal saçlı ve fondötenli narsist Amerikalı başkanı tüm medyada görmekten bilmem size de gına gelmiş midir? Boğaziçi Üniversitesinde “Çağdaş Amerikan Politikası” dersini verdiğim için Amerikan medyasını devamlı izlemek ve bu ekran düşkünü, geveze narsist başkana her gün katlanmak zorundayım.
Ben bu şöhret düşkünü politikacının bütün yaptıklarının ardında adını daha fazla duyurmak, daha uzun süre televizyonda kalmak ve arkasında kalıcı bir şeyler bırakmak olduğuna inananlardanım.
Başkan Kennedy’nin anısını yüceltmek için inşa edilmiş kültür merkezi Kennedy Center’in adını Trump ve Kennedy Center olarak değiştirmesi, Venezuelalı muhalefet lideri Machado’ya verilmiş olan Nobel Barış ödülünü ona baskı yapıp el koyması çok yakışıksız hareketlerdir.
Trump’ın ABD’deki büyük havalimanlarının ve tren istasyonlarına kendi adını almaları için baskı yaptığı bilinmektedir. Washington’daki bütün heykellerden ve anıtlardan daha büyük olacak ve Kuzey Koreli yoldaş Kim Jung Un’u kıskandıracak muazzam bir Trump heykelinin de planlandığı söylenmektedir. Herhalde sırada Mount Rushmore vardır.
Önce bombala, sonra Nobel Barış Ödülü'nü iste
Ben bu satırları yazarken şimdiye kadar toplanmış en büyük askeri güç kapı komşumuz İran’ı vurmaya hazırlanmaktadır. Vietnam Savaşı sırasında her konuda işin içinde olan, üstelik savaş ilan etme yetkisine sahip olan ABD Kongresi sanki bundan habersizdir. Medya ve kamuoyu savaşı sanki bir alınyazısı olarak kabullenmiş durumdadır.
Bence Trump’ın İran’ı bu kadar çok vurmak istemesinin ardındaki birinci neden adının binlerce kez geçtiği ve büyük ihtimalle çocuk tacizlerini içeren video kayıtlarının hala gizlendiği Epstein dosyalarını unutturmak ve kamuoyuna “cambaza bak” demesidir.
İkinci neden ona en muhalif rejimlerden birinin burnunu kanatıp “Ağam sensin” dedirtip elini öptürmek, sonradan ters köşe bir şekilde “dünya barışını sağladım” deyip gelecek yılın Nobel Barış ödülüne sulanmaktır. İcabında Norveç de işgalle tehdit edilir. Trump aynı ödülü almış olan Obama’yı ne kadar kıskandığını defalarca dile getirmiştir.
Tabii ki İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Çin’in yakıt ithalatını engellemek de Amerikan dış politikasının geleneksel temel hedefleri arasındadır. Ancak Hürmüz Boğazı kapanıp petrolün varili 100 dolara çıkarsa bundan birkaç fırsatçı oligarkın dışında bütün dünya zarar görecektir.
İran senaryosunun Küba’da da tekrarlanacağını öngörmek için bir falcı ya da siyasal bilimci olmaya gerek yoktur.
Uykucu Donald toplantılarda kestiriyor
Haber bağımlıları hatırlayacaktır. Trump yürüme zorluğu çeken Joe Biden’le “Uykucu Joe” diye dalga geçerdi. Bu yıl 80. Yaşını kutlayacak olan Trump bazı toplantılarda uyumaktadır ve çok daha beter semptomlar sergilemektedir.
Klinik psikologlar Trump’ın son zamanlarda erken demans belirtileri gösterdiğini ve tutarsız konuşma, hafıza kayıpları, kafa karışıklığı ve düşünce akışını sürdürmekte zorluk gibi davranışları gösterdiğini söylemektedir. Psikologlar John Gartner ve Harry Segal Trump’ın konuşmalarının gittikçe daha fazla erken demans hastalığı olduğuna dair işaretler içerdiğini yazmışlardır.
ABD’de bir başkanı koltuğundan etmek çok zordur
Amerikan demokrasisi kurucu babaların yarattığı denge ve fren mekanizmasıyla övünür. Kuvvetler ayrılığı, federal yapı, bağımsız yargı birer fren ve dengeleme mekanizmasıdır.
Trump’ın son zamanlarda bozulan sağlığı söylemleri ve davranışları ondan bir şekilde kurtulmak isteyenlerin sayısını ve sesini artırmıştır. Ancak ABD’de dönemi sırasında bir başkanı koltuğundan etmek çok zordur.
Bunlardan ilki “impeachment” denilen azil mekanizmasıdır ve tarihte dört kez uygulamaya........
