menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Can Yücel, “Göte göt denir” dedi mi?

32 5
16.02.2026

Uğur Dündar, yıllardır internette, sosyal medyada dolaşıp duran ve Can Yücel’e atfedilen bir anıyı gündeme getirdiğinde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a mesajlarını değerlendiriyordu:

“Meclis’te bu sözlerin çok daha sertine tanık oluyoruz. Ben onları okurken Can Yücel’in bir yargılanmasını hatırladım. Hâkime, ‘Efendim, Türkçede göte göt denir' diyor.”

Uğur Dündar, Can Yücel’e atfedilen o anıyı Halk TV’deki programda ayrıntılı olarak anlatarak, Özgür Özel’in, Özarslan’a yönelik hakaretini normalleştirdi, destekledi de. Uğur Dündar’ın bu anlatımından dolayı RTÜK, Halk TV’ye ceza verdi. Ahmet Hakan da “bu anekdotun doğru olmadığını”, “hukuki olarak kanıtlanmadığını” yazdı.

Bunun üzerine ben de yıllardır dolaşımda olan o sözlerin kaynağını aradım. Can Yücel’in 1982’de Yazko’dan yayımlanan, 18 Temmuz 1984’te “müstehcenlik” gerekçesiyle toplatılan “Rengâhenk” kitabı nedeniyle yargılandığı ve 1986’da beraat ettiği davaya işaret edildiğini buldum bazı yayınlarda. Gerçekten de o kitapta “Götümser” adlı bir şiir var. Ancak Can Yücel, Tevfik Taş’ın, “Düzünden” adlı kitapta topladığı yazılarında bile bu anekdottan bahsetmiyor.

Fazla ilerleyemeyince Malumatfuruş’taki arkadaşlardan yardım istedim, onlar da inceledi konuyu. Ahmet Nesin’in, Artı Gerçek’teki yazısını buldular. Ahmet Nesin, 2020’deki yazıda 12 Eylül sonrasında bir gün Gazeteciler Lokali’nde yemek yerken Can Yücel’in geldiğini anlatıyor:

“Göt davasından geliyorum, beraat ettim’ dedi. Yazko Edebiyat dergisinde Can Yücel’in bir şiiri çıkmıştı, içinde ‘göt’ sözcüğü geçtiğinden dolayı dava açtı sıkıyönetim askeri savcılığı. Gerisini neredeyse kelimesi kelimesine Can Baba’nın ağzından aktarayım.

‘Mahkemeye Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünü de götürdüm. Mahkeme başkanı bana ne diyeceğimi sorunca, ben de ‘G’ harfi bölümünü açıp heyete ‘Sayın başkan, sayın mahkeme heyeti, Türkçemizde göte göt denir, sözlükte öyle’ diyor.”

Ahmet Nesin’den önce 2017 yılında da Metin Celal, Cumhuriyet’teki yazısında Can Yücel ile 1985’teki bir buluşmasını anlatırken, onun “Rengâhenk kitabındaki şiirleri nedeniyle yargılandığı davada ‘Göte göt demeyeceğiz de ne diyeceğiz” diyerek beraat ettiğini anlatmış.

Ahmet Nesin’in tanıklığı, Metin Celal’in anlatımı, Can Yücel’in o sözleri söylediğine dair önemli bilgiler. Elbette bunlar, mahkeme tutanakları ya da Can Yücel’in yazıları gibi kesin kanıt kabul edilemez ama bu yazılanlardan sonra “kesinlikle olmamıştır” da denemez.

Zaten birçok olayda olduğu gibi, iktidar medyası Keçirören Belediye Başkanı Özarslan’ın istifasında da doğrularla yanlışları birbirine karıştırdı. Sanki Özarslan, CHP Genel Başkanı Özel’in WhatsApp mesajları nedeniyle istifa etmiş gibi sundular.

Oysa Turgut Altınok ve Savcı Sayan’ın 7 Şubat’tan önceki paylaşımları tersini kanıtlıyor. Özel, Özarslan’ın istifasının netleşmesinden sonra yazmış o mesajları. Öfkesini bastıramamış, hakarete varan sözcüklerle ifade etmiş tepkisini.

Muhalif medyada da Özel’in hakaretleri açıklıkla aktarılmadı; hakaretlere itiraz da edilmedi. Kimisi Özarslan’ın suç duyurusu haberine sıkıştırdı, kimisi de yorumla haberi karıştırarak geçiştirdi hakaretleri. Halbuki gazeteci kimseye hakaret etmemeli, hakareti de desteklememeli.

Erman Toroğlu’nun aktarımı da sorunlu

Türkiye, bir futbol yorumcusunun, programdaki sözleri nedeniyle gözaltına alındığına da tanık oldu! Bereket Erman Toroğlu, tutuklanmadı; imza koşulu ve yurt dışı yasağı ile serbest bırakıldı.

Açıklama yapılabilir ya da cevap ve düzeltme hakkı kullanılabilirdi. Bu düzeltme yöntemleri dururken, Toroğlu’nu “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasının muhatabı haline getirmek, medya ve ifade özgürlüğünün geldiği aşamayı göstermesi bakımından kaygı verici.

Serbest bırakılan Toroğlu’nun “Yine gerçekleri söyleyeceğim” dediğini yazan Sözcü, “Erman Hoca ekranda ne dedi?” başlığı altında aynen şu bilgiyi verdi:

“GS Başkanı Dursun Özbek, TFF Başkanı’na, ‘Bu yıl şampiyon olmaya mecburuz’ diyor. ‘Bize destek çık’ gibi bir cümle sarf ettiği söyleniyor. ‘Erman Toroğlu yalan söylüyor’ derler. İnşallah doğru değildir.”

Toroğlu’nun bu sözleri, programda doğrulanmış bilgiyi değil “söylenti”yi aktardığını gösteriyor. Hatta doğruluğundan kendisi de emin değil ki, “söyleniyor” dedikten sonra bir de “İnşallah doğru değildir” diye ekliyor. Nitekim Dursun Özbek yalanladı Toroğlu’nun sözlerini.

Spor programı da olsa bir yorumcu, doğru olmayabileceğinin farkında olduğu bir söylentiyi ekranda dile getiremez. Haberciler gibi, spor yorumcuları da doğru bilgi aktarmakla yükümlü. Nihayetinde bir spor kulübünün lokalinde dostlar arasında bir muhabbet değil yaptıkları…

Üstelik Toroğlu,........

© T24