menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Orhan Pamuk'un bozacıları hâlâ var...

47 0
15.03.2026

Geçtiğimiz haftalarda Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi romanı, dizi film yapılması nedeniyle yeniden gündeme geldi. Dizi,  romanın satışına yeni bir ivme kazandırdı, müzenin ziyaretçi sayısı arttı. Oysa  Masumiyet Müzesi kadar dikkat çekmesi gereken bir romanı daha var onun: Kafamda Bir Tuhaflık. Bu roman bambaşka açılardan bir İstanbul panoraması sunuyor okura. Bozacı Mevlüt, bu romanın ana karakterlerinden. Bozacının İstanbul sokaklarında seslenerek dolaşması, eminim bu kentte ya da  ülkenin bazı bölgelerinde doğup büyümüş olanlara, romanı okurken türlü çağrışımlar yaptırmıştır.  Orhan Pamuk bozayı ve bozacıları anlatırken şöyle diyor:

"Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılında İstanbul’daki bozacı dükkânları Alman birahanelerinin etkisiyle çoktan kapanmıştı. Ama bu geleneksel içkiyi Mevlut gibi satan satıcılar sokaklardan hiç eksik olmadı. Boza 1950’lerden sonra kış akşamları, parke taşı kaplı yoksul ve bakımsız sokaklarda “Bozaa” diye bağıra bağıra ilerleyen ve bizlere geçmiş yüzyılları, kayıp güzel günleri hatırlatan satıcıların işiydi yalnızca."

Kış akşamları, sadece İstanbul'da değil, bölgedeki birçok kasabada, sokaklarda gece yarılarına kadar boza satıcılarının seslenişleri, açılan pencerelerden sarkıtılan sepetler, kapılardan uzatılan tencereler eksik olmadı. Onlara güğümlerden aktarılan ve litrelik teneke kaplardan doldurulan bozalar tarçın kokusuyla  küçük mutluluklar taşırdı evlere.  Ancak Orhan  Pamuk yanılıyor! Trakya'nın, Marmara bölgesinin birçok kentinde bozacı dükkânları hemen kapanmadı, uzun yıllar yaşadı. Hâlâ da varlar. Çocukluğumuzda, evde paylaşılan boza dişimizin kovuğuna gitmezdi, o nedenle gündüzleri de bozacıda alırdık soluğu. Beyaz mermer tezgâhların üzerindeki parlak teneke güğümler, su bardaklarındaki bol tarçınlı  ve ekşimsi içecek çocuk sevincimizi köpürtürdü.

Çanakkale bölgesinin son bozacılarından biri, Biga'da hâlâ üretiyor. Şifa Bozacısı Şaban Şencan, hayatın akışına  direniyor.  Babadan miras mesleğini sürdürüyor, geçmişin bir andacı gibi duruyor zamanın önünde.  Sonbahar,  Kaz Dağları'nı sarıya, kırmızıya, bakır rengine boyarken, kentin önünde serilen  ova, Balkanlar'dan gelen sert rüzgârlarla buluşurken dondurma tezgâhları kaldırılıyor, mis gibi ekşi boza kokusu sarıyor dükkânı.  

Şifa Bozacısı Şaban Şencan

"Gençler pek bilmiyor bozayı, dükkânın önünde durup  tezgâhtaki malzemelere, güğümlere bakıyorlar ve anlam........

© T24