İnsana iyi gelen şeyler
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
02 Şubat 2026
Edvard Munch, Melankoli
Sanırım herkes aynı görüşte: Eski dünya çözülüp gitti... Eski hayat, duvarda sadece izi kalmış bir tablonun boşluğu gibi, belleğimizde derin bir iz olarak duruyor. Eski hayat daktilodan çıkmış yazılarda kaldı. O yazılar ki onları okurken her bir harfte tuşların tıkırtısını, satır sonunda şaryonun sesini duyarsınız. Eski hayat yeni yıl ve bayram kartlarında, elle yazılmış hasret mektuplarında kaldı. O kartlar ve mektuplar ki ne yazanı kalmıştır ne de yazılanı ama birileri zarfıyla saklamıştır ya da sahafların raflarında öylece meraklısını beklerler.
Eski hayat, otobüs garajlarının pejmürde yalnızlığında kaldı. O garajlar ki siyah ve topuklu ayakkabı, beyaz çorap, lacivert takım elbise giyen, durmadan sigara içen, apoletli ve kirli beyaz gömlekleriyle direksiyon başındaki mağrur kaptanların yurduydu; o hayat orada, veda için sallanan bir elde kaldı. Eski hayat siparişle çalışan terzilerde kaldı. O terziler ki kasabalarda, derme çatma dükkânlarda kumaş keser, prova yapar ve dikiş makinesinin sesiyle konuşurlardı, o seste ve havı dökülmemiş kumaşın yenilik hissinde unutuldular. Eski hayat bakkalların, fırınların, kasapların veresiye defterlerinde kaldı. O defterler ki orta yaştakiler bile hatırlamaz; küçük, lekeli, yıpranmış olurlardı ve her ay sonu borç ödenince birkaç sayfası çizilirdi. Bakkallar kapanırken o defterlerle birlikte karşılıklı güven hissi de çizildi. Eski hayat, fesleğenli pencerelerde kanaviçeli perdelerde kaldı. O pencereler ki aralandığında gülümseyen yüzler olurdu hep; o günler gülümseyişlerle birlikte silindi. Eski hayat, liselilerin hatıra defterlerinde kaldı. O defterler ki pırıltılı gelecek dileklerini, sadece ima edilebilmiş aşkları, isimsiz şairlerin dizelerini taşırlardı. Güzel umutlarla ve anlaşılamayan akrostişlerle dağıldı, soldu o günler. Eski hayat, 45'lik plaklarda ve kasetlerde kaldı. O plaklar ki pikabın iğnesi dokunur dokunmaz cızırtıyla çalmaya başlardı. Plaklar ve kasetlerle birlikte eskicilerin el arabalarında gitti o şarkılar.
Peki bütün bunlara hayıflanmak mı gerekir? Bildiğimiz, alıştığımız hayat avcumuzdan kayıp gitti diye üzülmeli miyiz? Elbette ki hayır! Yaşıyor olmanın göstergesi........
