menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avustralya yenilgisine ne yazık ki şaşırmadım

18 0
15.06.2026

Tersine Dünya Kupası -3

Dünya Kupası maçları başladı, artık sahada olup bitenin hükmü geçiyor… Bir kez daha gördük ki, konsol oyunundakiler gibi joystick’e her bastığında aynı refleksi gösteren dijital takımlar gibi değil sahadakiler. Hazır olanı var olmayanı var, takım uyumu ve performansı gösterenler var, oyununu oturmaya çalışan ya da oyununu arayanı var.

“Eşitsizlerin eşitliği” diyebileceğim bu durum hakkında düşündüğüm yazının Avustralya-Türkiye maçına denk gelmesi tabii ki üzücü… Hemen söyleyeyim; iki takım arasında fiziki kondisyon anlamında bir eşitsizlik vardı. Bunu sadece boy pos olarak almayın. Takımın toplam dayanıklılık, güç sürekliliği, hamle üstünlüğü ve en önemlisi hız ve ivmelenmesinden söz ediyorum bunu derken. İvme derken de oyunun gerektirdiği yerde hızlanma ve yavaşlama sürelerinden.

Hızlı oynayan kazanır

Tek maçlı dünya kupalarında başaltı takımlar için öncelik gol yememek. Eğer şans verilmeyenlerdenseniz grupta alacağınız bir puan, hele üçüncülerin de üst tura çıkma şansının olduğu bu statüde çok önemli… Avustralya’nın sahaya çıkarken önceliğinin gol yememek olduğu çok açıktı. Maç 0-0 bitebilir miydi, bitebilirdi. İlk golü biz atabilsek bütünüyle başka bir oyun olur muydu, olurdu. Ama benim ilkem değişmez; olmayana değil olana bak. Olgulara dayanmayan sözün hükmü olmaz.

Olgulara baktığımızda iki takım arasındaki temel fark oyun hızı ve ivmelenmesindeydi. Avustralya savunmaya bizden çabuk yerleşti, hücumda bizden çabuk hareket etti. Maçı cepte görmeyip oyuna egemen olmak için savaştı. Tamam, ilk golleri arkaya atılan kontra bir toptan geldi ama golü atanı engellemek için üç kez hamlede geç kaldı oyuncularımız… İkinci gol kontratak golü falan değil. Orta alanı çabuk geçtiler, biz golü atanı yakalayamadık, dört beş oyuncumuz pozisyon almak için geri koşarken topu ağlarımızda gördük.

Bizse sanki karşımızda rakip yokmuş da “nasıl olsa favoriyiz, aman bir kaza olmasın” havasında kaygılı ve enerjisizdik. Topu aldığımızda ya faulle ya da enerjik baskıyla karşılaşıp yavaşladık, onlar savunmada rahatça sete yerleşip alan daralttılar. Araya atılan toplara fırsat vermediler. Bulduğumuz pozisyonları da zaten araya atılan toplarda ya da savunma sallanırken ikinci toplara vurduğumuz şutlarla yarattık.

12 kişilik mükemmel takım

Pek sevdiğimiz “şu oynasaydı, bu oynasaydı” konularına girmeyeceğim. Bunların hepsi doğrudur, çünkü uygulanma şansı olmayan bir........

© T24