menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fransa yanıyor mu? (2): Vandalizm, devrim ve şiddet

35 0
23.10.2026

Paris’te başlayan olaylar diğer Fransa kentlerine sıçrayınca, J’ye Godard’ın La Chinoise filmini seyretmeden duramayacağımızı belirttim.

O her zamanki entelektüel heyecanı ve ilgisiyle, ben onca yıl sonra bir kere daha, filmin hiç eskimemiş olduğuna hayretle, ağzım bir karış açık izledim, 1968 olaylarını başlatmayan ama onun gelişini, ruhunu ve evet ne olduğunu henüz hiçbir şey ortada yokken veren bu filmi.

Hemen iki şey düşündüm, birincisi hep bildiğim ve yürekten inandığım hadisedir, büyük sinemacıları olmasına mukabil, 20. yüzyılın en büyük yönetmeni Jean Luc Godard’dır. Çünkü filmci olmanın ötesinde filozoftur. Gerçi, Savaş Sonrası dönemin Antonioni’si, Fellini’si, Bunuel’i, hele hele Pasolini’si devasa isimlerdir ve o ‘edebi sinema’ yapıtları insanın önüne sonsuz olanaklar şeklinde açılır, ama yaşamının uzunluğu ve entelektüel cesareti nedeniyle Godard başka bir yerde durur. Zamanla büsbütün gelişen sinematografisi bu görüşümü büsbütün haklı çıkardı. (Tabii, sinemanın Dostoyevski’si kabul ettiğim Bergman’ı bu Pantheon’da ayrı bir kaideye yerleştiriyorum.)

İkincisi, ne yalan söyleyeyim, film, bütün o Marx-Engels-Lenin-Mao alıntılarıyla ve birçok ‘dekupe’ sahnesiyle, parça parça, olanca canlılığıyla aklımdaydı, ama gençlerin, kuramı bırakıp terör eylemine karar verdiği, içlerinden birinin intihar ettiği, yanlışlıkla başka birisini öldürdükleri, gidip ikinci kere doğru adamı da vurdukları, yaz bitince  panjurları kapayıp okula döndükleri son bölümüyle bu derecede eleştirel olduğunu unutmuşum.

Haydi bir üçüncü noktayı daha belirteyim, filmdeki olayların gelişimiyle 1968 sonrası, özellikle de 1971 sonrasında Türkiye’deki solun eğilimleri, yönelimleri arasında neredeyse bire bir benzerlik var: devrimin kuram düzeyinde yetmemesi, kendisine şiddet planında bir çıkış araması.

* * *

Film özünde kuram-eylem meselesini de irdeler ama asıl dikkatini ‘devrimci şiddet’ kavramına yoğunlaştırır.

Hâl böyle olunca, o filmi izleyip de Fransa’da yaşanan ve ‘Vandalizm’ denen olaylar üstünde düşünmemek ve hepsinden önemlisi, 1968’in önderi sayılması gereken Situationist International’i (SI) anımsamamak mümkün mü? (SI’yı başka bir yazıda döneceğiz.) Yazılanları ve eleştirileri okuyorum, ortada dönen yağma, saldırı olaylarının şiddet mi Vandalizm mi olduğuna bir türlü karar verilemiyor. Oysa ikisi arasındaki ayrım gayet berraktır ama biraz Marx’a bakmak gerekir., anlamak için.

* * *

Vandalizm terimini Marx ciddi şekilde kullanmıştır ve iki anlamda, iki yanlı olarak kullanmıştır. Hayatı süresince Marx, Avrupa’yı titreten iki büyük olayla karşılaşmıştır:1848 ve........

© T24