Terör Fabrikasından OTO-KAM’a: Baksı yolcusu bir şaman
Geçtiğimiz hafta İrfan Önürmen’in Maslak Sanayi’deki atölyesindeydim. Sanatçı yakında Baksı Müzesi’nde açılacak sergisine hazırlanıyor. Atölyede, Ankara’daki sergisinden yeni dönmüş Hüsamettin Koçan da vardı.
Atölyeden İrfan Önürmen, Hüsamettin Koçan
Önürmen yeni açılacak sergisinin, 2022’de New York’taki C24 Gallery’de gerçekleşen Everyday Heroes sergisinin devamı niteliğinde olduğunu söyledi:
"O sergi, Film Noir ve Comics Noir estetiğinden çıkış almıştı. Günlük hayatın rutinleri içinde anıtsallaştırılmış, kahramanlaştırılmış durumları gölge oyunları formlarına başvurarak irdelemiş, tekil insan duruşu ve onun toplumsal bağlantılarını konu edinmişti. Sergide günümüz insanını niteleyen yeni davranış biçimlerini ve yönelimlerini sembolize etmiştim. Güç, iktidar ve bireyin kendini anlamlandırmadaki açmazlarıyla birlikte toplumsal rolleri üzerine sorular sormasını amaçlamıştım."
Kapsam Dışı başlıklı yeni sergisi ise bu soruları daha da derinleştiriyor. Bu kez toplumsal sembollerle kurulan dil, daha içsel, daha ruhsal bir alana açılıyor.
OTO-CAM
OTO-KAM: Dijital Şamanizmin ironik ihtimali
Sanatçının atölyedeki son işleri arasında özellikle OTO-KAM adlı hareketli yerleştirmesi dikkat çekiyordu. Önürmen önceki serisindeki sembolik yaklaşımın burada yön değiştirerek bir tür ruhsal sembolizme evrildiğini söyledi:
“OTO-KAM içerdiği sembolizm itibari ile 'Neo-Şamanist' bir önerme gibidir ve kişinin evrenle kurduğu tekil ruhsal ilişkiye işaret eder ve bir dualite oluşturarak kendi içsel iyiliğini ve dengeyi aradığı alana gönderme yapar. Evren ile olan bu ilişkinin doğal olarak her zaman kişiye has ve benzersiz olduğunu düşünürüm. Dijitalleşmiş ruhani rehber gibi ironik bir anlam da yükleyebileceğimiz OTO-KAM, yüklendiği kavramın öznesi olan insana ezoterik olsun olmasın bütün sistemlerin dayattığı inançlardan daha geniş bir özgürlük ve derinlik alanı açtığına da inanırım. Bu anlamda sergi; iktidarların medya yoluyla tarif ettiği hatta manipüle ettiği modern insanı sorgularken, ruhsal ve etik önermelerini oluşturma gayreti içindedir. Dolayısı ile sergide yer alan heykel ve tül işlerinin ana motifi olan insan bu dünyaya aittir ve bu figür giderek ruhsal bir imgeye dönüşmeye başlar. Bu insan, çağının ve olan biten her şeyin tanığıdır. Yılgın ama bilgedir. Etraftaki anlamsız şiddet ve kötülükleri gözlemlemekten kaynaklanan zihinsel yorgunluk içindedir. Bu anlamda Japon mitolojisindeki KUEBİKO gibidir. Ayakları yere çakılıdır ama zihni tüm evreni dolaşır.”
Arada kalmayı seçen bir sanat pratiği
Sanatçının pratiği, kavramsal sanat ile geleneksel resim tekniği arasında kurulan bir gerilim hattında şekillenir. Önürmen bu iki alan arasında bir tercih yapmak yerine, ikisini birlikte düşünür. Yapıtlarındaki dilimli........
