menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nilbar Güreş’ten Batı’ya nüktedan selam: Gözlerinizden öperim

15 0
21.05.2026

Dünyanın en köklü uluslararası sanat etkinliği olan Venedik Bienali, bu yıl 9 Mayıs’ta Minör Tonlarda başlığıyla kapılarını açtı. 61. Edisyonun teması büyük, baskın anlatılar yerine sessiz, derinden ve içeriden yükselen bir dirence, dönüşüme işaret ediyor ve ne yazık ki geçtiğimiz yıl mayıs ayında hayatını kaybeden küratör Koyo Kouoh’un imzasını taşıyor. 

Koyo Kouoh

Serginin kavramsal çerçevesi küresel Güney’in, diasporanın, mülteciliğin ve göz ardı edilen minör ekosistemlerin estetiğine odaklanırken toplumsal cinsiyet rollerini, kadın mücadelesini ve kuir(queer) kimliklerin var olma savaşını tam merkeze koyuyor. 

Bienal teması kapsamında ağırlanan 110 sanatçı ve kolektifin yanı sıra, yüze yakın ülkenin temsil edildiği bu yılki edisyon, çağdaş sanatın tüm disiplinlerini melezleyen görsel bir çeşitlilik sunuyor. Enstalasyonlar, ses yerleştirmeleri, performanslar, fotoğraf ve videoların yanı sıra, tuval resmin çağdaş sanatta eski gücünü yeniden kazandığını görüyoruz.  Son yıllarda çağdaş sanatın en yaygın medyumu haline gelen tekstil ise, bu edisyonda da hafıza ve el emeğini pavyonlara taşıyan ana malzemelerden biri.

Sanat tarihsel bir perspektifle bakıldığında sergi, kadim kültürlere, köklere ve yeryüzü mitlerine bir dönüş niteliğinde. Sanatçılar; bitkisel motiflere, özellikle de yaşamın ve direnişin simgesi ağaç formuna, antik toprak figürlerine ve arketiplere yöneliyor. 

Hayvanların Anne Ruhları Konseyi, Célia Vasquez Yui

Sergi mekânın sınırlarını zorlayan anıtsal ölçekteki işlere de ev sahipliği yapıyor. 

61. Edisyon, sadece sergilenen eserlerle değil, bienal tarihindeki en büyük politik krizlerden biriyle de hafızalara kazınacak gibi.

Rusya ve İsrail’in katılımına yönelik küresel tepkiler, açılış haftasında benzeri görülmemiş protestolara sahne oldu. 

61. Uluslararası Sanat Sergisinin jürisi, aldığı bir kararla İsrail ve Rusya'yı bienalin en prestijli ödülleri olan Altın ve Gümüş Aslan değerlendirmelerinin dışında bıraktığını açıkladı.

Bu karar bienal yönetimi tarafından kabul görmeyince jüri üyeleri topluca istifa etti. İran pavyonu bienalden çekildi. Ödüller’in oylamayla yapılmasına karar verildi ancak bazı bağımsız sanatçılar ve ülke pavyonları jürinin istifasıyla dayanışma içinde ödüle aday olmayacaklarını açıkladılar.

Uluslararası jürinin toplu istifasıyla büyüyen kriz, 'Art Not Genocide Alliance (Soykırım Değil Sanat İttifakı) öncülüğünde tarihi bir kültür işçileri grevine dönüştü. 

Bienal yönetiminin tavrına karşı aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 20’ye yakın ülke pavyonu, İsrail’in varlığını protesto etmek amacıyla kapılarını geçici olarak kapatarak bu boykota destek verdi.

İsrail protestolarından bir kare

İşte böylesine yoğun ve politik bir atmosferin ortasında Arsenale’de yer alan Türkiye pavyonu bu yıl toplumsal normları, göç ve kimlik meselelerini nüktedan ve şiirsel bir dille ele alan Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. 

Bu vesileyle serginin küratörü Başak Doğa Temür ile yaptığımız söyleşide; serginin hazırlık sürecini, kavramsal dünyasını ve bienalin bu tarihi atmosferini konuştuk.

 

- Nilbar Güreş'in Gözlerinizden Öperim sergisi Venedik Bienali’nin güncel temasıyla nasıl bir ilişki kuruyor? 

Nilbar Güreş'i İKSV'nin davet ettiği bir danışma kurulu; Doktor Ceren Özpınar, küratörler Öykü Özsoy Sağnak, Ulya Soley ve Chus Martínez'den oluşan bir dörtlü kadın jüri seçti.

Chus Martínez aynı zamanda buradaki Danimarka pavyonunun da küratörü ve aslında seçkiyi yani Nilbar Güreş’i seçtiklerinde daha Venedik'in teması bu kadar detaylı açıklanmamıştı. Küratörü açıklanmıştı yani Koyo Kouoh’un 61. Venedik Sanat Sergisi'nin küratörü olacağı açıklanmıştı ama tema belirlenmemişti. Nilbar Güreş sanırım Eylül ayında seçiliyor ve bildiriliyor sanatçıya.

- Kısa bir süreç değil mi?

Çok kısa bir süreç çok. Maalesef bu Venedik'in dinamiği. Ben küratör olarak bu görevi yapmak üzere davet edildim ve şunu fark ettim çalışmaya başladığımda. Tema da o arada açıklandı daha derinlikli bir şekilde. Ve nasıl dedim yani bilerek mi acaba hani falan böyle seçtiler Nilbar Güreş’i.

Yani Nilbar Güreş’in duyarlılığı ve işlerini yapış biçimi aslında bence Minör Tonlarda’nın fikriyle çok örtüşüyor. Aslında çok ciddi, çok sert, çok önemli konulardan bahsediyor Nilbar Güreş işlerinde. Ama bunu hani böyle slogan atarak böyle kocaman kocaman şeylerle yapmıyor. Yani işte göreceksiniz. Hani bir sürü de tekstilden, kumaştan, makremeden hep böyle daha sıcak sıcak, yumuşak yumuşak, değil mi? Bizi korkutmayan malzemelerden faydalanıyor yapıtlarında. Ben çok uyumlu olduğunu düşünüyorum.

Başak Doğa Temür

- Minör tonların bazı motifleri var; Anıtlar, kolektif yürüyüş gibi. Bunlardan en çok hangi motif ile bağ kurdu? Onarım mı mesela tefekkür var. Sizce hangisi? 

Bence şu saydıklarınızdan hepsi çok net. Mesela bir tanesini örnekleyip anlatacağım ama bir şeyi de belirtmeden geçemeyeceğim. Ülke pavyonları ana serginin temasına göre şekillenmiyor. Yani biz şimdi Türkiye pavyonundayız. O hiçbir zaman öyle olmuyor. Yani olmadı da olmuyor da. Herkes kendi hani hangi sanatçı seçildiyse ve o sırada o sanatçı hangi konuyu önemsiyorsa ve buraya taşımak istiyorsa onu yapıyor. Biz de hiç şeyi düşünmedik. Hani öyle bir sergi yapalım da işte ana sergiye uyumlu olsun. Fakat işte yani hani neyin işi bilmiyorum bu. Bu kadar böyle bir hem tefekkür dediniz hem işte anıt. Mesela burada bir tane iş göreceksiniz. Adı Amazon Tapınağı. Böyle eteklerden oluşan bir yüksek kolon. Böyle 5 metreye yakın bir kolon. Ondan sonra üst üste böyle kadınlara ait etekler var bu şeyin üstünde. Bu yapıtın adı Amazon Tapınağı ve Nilbar Güreş'in aslında 2014'te yaptığı başka bir yapıtın devamı gibi düşünülebilir. 2014'te Nilbar Güreş Sao Paulo Bienali’ne davet ediliyor. Bu da böyle........

© T24