Kültür savaşının faturası: Arjantin’de üniversiteler neden hedefte?
Arjantin, Latin Amerika’da neoliberalizmin en sert laboratuvarlarından biri olmasına rağmen, güçlü kamusal geleneklerini koruyabilmiş bir ülke.
Bunun en temel nedenlerinden biri, 1940’lardan itibaren Juan Perón döneminde oluşan güçlü sendikal ve kamucu gelenek.
Bu gelenek o kadar belirleyici oldu ki 1976 askerî darbesi sonrası başlayan ve Carlos Menem (1989-1999) döneminde derinleşen neoliberal dönüşüme rağmen, devlet üniversiteleri ücretsiz kalmaya devam etti, elektrik ve gaz gibi alanlarda devlet geniş sübvansiyonlar sağlamayı bırakmadı, kamu sağlık sistemi tamamen çökertilmedi, sendikalar gücünü bir ölçüde koruyabildi ve sokak mobilizasyonu çok yüksek kaldı.
İşte bu yüzden, kendisini “liberteryen” olarak tanımlayan Javier Milei’nin iktidara geldiği 10 Aralık 2023’ten bu yana Arjantin sokakları kitlesel protestolara sahne olmaya devam ediyor.
Geçen hafta, on binlerce Arjantinli Milei hükümetinin kamu üniversitesi sistemine yönelik bütçe kesintilerini protesto etmek için ülke genelinde sokaklardaydı.
Geçen haftaki protestolarda “Finansman Yasası Hemen Şimdi! Milei’nin Kemer Sıkma Politikalarını Yenmek İçin Mücadele Planı” yazılı pankart, Buenos Aires, 12 Mayıs 2026.
Arjantin’de devlet üniversiteleri 1949’dan bu yana ücretsiz eğitim veriyor. Üstelik eğitim sisteminin kalitesi 5 Nobel Ödüllü bilim insanıyla tescillenmiş durumda. Özellikle kamu üniversiteleri ve CONICET gibi devlet destekli araştırma kurumlarının bilime sağladığı destek, bu başarıda çok önemli bir rol oynuyor.
Bu sebeple, Mart 2024’te, kimya, tıp, ekonomi ve fizik alanlarında Nobel Ödülü sahibi 68 bilim insanı, Başkan Milei’ye bir mektup göndermiş ve bilim-teknoloji finansmanındaki kesintilerin Arjantin’in kalkınmasını ve dünyaya yaptığı katkıları engelleyeceği yönündeki endişelerini dile getirmişti.
Milei ise bilime saldırılarını sürdürüyor. Kongre geçen yıl üniversitelerin işletme giderlerini finanse etmek ve akademik maaşları hızla yükselen enflasyona paralel şekilde artırmak için bir yasa kabul etmişti. Ancak Milei hükümeti bu yasayı uygulamayı reddetti ve düzenlemeyi mahkemede dava konusu etti.
Milei’nin göreve gelmesinden bu yana üniversitede görev yapan öğretim üyelerinin maaşları reel olarak yaklaşık üçte bir oranında düştü.
Elbette, bu durum yalnızca üniversitelerle sınırlı değil. Milei döneminde 40 binden fazla kamu çalışanı işten çıkarıldı, reel ücretler yüzde 20 düştü ve yoksulluk oranı yüzde 41’den yüzde 53’e yükseldi. Milei iktidara geldiğinden beri 22 binden fazla işletme kapandı ve 290 bin kişi işsiz kaldı.
Milei, her ne kadar enflasyonu düşürmekle övünse de bu düşüş ekonomik iyileşmeden ziyade talebin çökertilmesiyle sağlandı. Yani, insanlar fakirleştiği için harcama........
