İklim krizi bütçesinde alarm, TOKİ Silivri’de mahkeme salonu yapacak
Diğer
17 Aralık 2025
2026 yılı bütçe kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sürüyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bağlı kurumların bütçesine ilişkin dünkü görüşmeler; kuraklık başta olmak üzere Türkiye’nin çevre ile bağlantılı sorunlarının büyüklüğünü ve iktidarın sorunların ağırlığını önemsemeyen yaklaşımını verilerle ortaya koydu.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, bütçenin iklim krizini ciddiye almadığını söyleyerek, şu tespitleri paylaştı:
-Dünya Meteoroloji Örgütü, 2025 yılının kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri olduğunu açıkladı. Ancak asıl vahim olan, Türkiye’deki sıcaklık artışının dünya ortalamasının üzerinde oluşu. Bu, yalnızca bir veri değil: Bunlar kuruyan göllerdir, yanan ormanlardır, sel altında kalan mahallelerdir; borçlanan çiftçidir, göç etmek zorunda kalan gençtir.
Bütçede geçen yıl sürdürülebilir çevre ve iklim değişikliği programına ayrılan kaynağın 19,4 milyar lira olduğunu ve bütçenin yüzde 28 arttırılmasına karşın, iklim programının yüzde 2,6 azaldığına dikkat çeken Rızvanoğlu, “Yani iktidar bize şunu söylüyor: Krizler olduktan sonra müdahale edeceğiz, bedelini de daha yüksek bir maliyetle bu halka ödeteceğiz” diye konuştu.
İktidarın doğayı sınırsızca tüketecek bir rant alanı olarak gördüğünü, sadece Artvin’de toprakların yüzde 71'inin maden ruhsatlı olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu’nun değerlendirmesi şöyle:
“Süper izin düzenlemeleriyle çevresel denetim fiilen ortadan kaldırıldı, bilim insanlarının uyarıları, kamu yararı, halkın itirazları sistematik bir biçimde devre dışı bırakıldı. Bilim insanlarının "yüksek risk" dediği, kurumların olumsuz görüş verdiği Kanal İstanbul gibi yatırımlar da ısrarla onaylanmaya devam ediliyor. Geleceğimiz şirket çıkarları uğruna ipotek altına alınıyor ama yine yetmiyor; sularımız hızla kirleniyor, denizlere atık boşaltımını kolaylaştıran yönetmelikler hızla devreye sokuluyor, nehirler can çekişiyor. Bakın, Gerede Çayı, Ergene Nehri zehir saçıyor ama bu da yetmiyor; Avrupa'nın kendi toprağında istemediği atıklar Türkiye'ye gönderiliyor.”
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aydın, ağır bir iklim krizi yaşanmasına karşın, Türkiye’de hiçbir acil eylem planı bulunmadığın dikkat çekerek İran örneğini verdi. İran’da iklim krizinin ağır yaşanması nedeniyle Tahran’da yer değişikliği düşünüldüğünü bildiren Aydın; Beyşehir, Sapanca gölleri ile Trakya’daki barajların “kupkuru” olduğunu söyledi. Aydın’ın değerlendirmesi şöyle:
“İşaretler büyük, 2025 yılında iki büyük felaketi yaşadık arkadaşlar, son otuz yılın en büyük zirai don felaketi ve en büyük kuraklık birbirini izliyor. Meyve, sebze, yiyecek fiyatları tavan yaptı, geçen sene kaç kişi kiraz yedi, merak ediyorum. 2024 yılı son elli üç yılın en sıcak yılı olarak kayıtlara geçti. Sıcaklık arttıkça iklim değişikliğinin tek sigortası olan ormanlarımızı da maalesef kaybetmeye başladık. (…) Rant uğruna, ülkemizin her yerinde asırlık zeytinlikleri yok ediyoruz, TOKİ'yle imara açıyoruz ama bakıyorsunuz Dubai'de çöle zeytin dikiyorlar, biz ise zeytinlikleri yok ediyoruz ve ormanları yok ediyoruz. “
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın, TBMM’de kurulan Zırai Don Komisyonu’nda bilgi verdiğini anımsatan Aydın, şu bilgileri aktardı:
“Değerli Hocamız Profesör Doktor Levent Kurnaz, zirai donların ülkemizde yaşanacağını söyleyerek şöyle demişti: 'Bu facia bir şey değil, dahası gelecek.' Ülkemizin bulunduğu kuşak itibarıyla çölleştiğini belirterek -şu illerin vekillerine buradan sesleniyorum- Mersin, Adana, Urfa, Antalya kuşağının Kahire ve Basra gibi çölleşeceğini ifade etti Sayın Hocamız ve buradan 2070'e doğru geldiğimizde, bu illerde çölleşme başlayacak arkadaşlar. Biz hâlâ daha burada uyuyoruz, kafamızı kuma gömmüşüz, bakıyoruz.”
İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak’ında aynı Komisyon’daki saptamalarından söz eden Aydın, Sayın Solak, TAGEM'in verilerine göre de ülkemizde 2080 yılının senaryolarını söylüyor, diyor ki........
