menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yavuz Çetin, daha önce yayınlanmamış kayıtları “The Bodrum Sessions”la geri döndü!

1 0
22.02.2026

Okumaya doyamadığımız yazarların, izlemekten bıkmadığımız oyuncuların, yönetmenlerin, tüm şarkılarını ezbere bildiğimiz müzisyenlerin bir anda hayatımızdan çıkmasından dolayı hayranları olarak bizler, onlara biraz kırgın, hatta kızgınızdır. Bunun sebebi, hüsranla bitmiş bir gönül meselesinde, bir kaybın ardında kendimizi avutmak, acımızı hafifletmek ya da en coşkulu, en mutlu anlarımızda yine onların bize bıraktıklarının verdiği hissiyatları tavan yaptırmak adına onlara sarıldığımızdan, bizi bu “güvenli limanımız”da yalnız başımıza bırakıp, erkenden, sebepsiz yere ayrılıp gittikleri içindir. Şimdilerde herhangi bir kitabın, filmin, şarkının pazarlanma stratejisinin “müthiş” sloganı olarak “tüketiciler”in hafızalarına kazınan, daha doğrusu “kakılan”, “kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz” yalanına karşılık, bizim tam olarak kendimizi bulduğumuz eserler üreten gerçek sanatçılardır çünkü onlar. Tek bir satırla, bir mimikle, bir replikle, bir dizeyle, öyle bir faça atarlar ki, iflahımızı şaşırırız. Derdimizi unutup gölge boksu yapmaya başlar, ayağa kalkarız. Sevincimizi bırakıp efkârın kralına, karaların hasına, rakının, şarabın dibine bağlarız. İşte bu yüzden o hüzünlü şarkıda dendiği gibi, “İz bırakanlar unutulmaz!”

Türkiye’nin bugüne kadar görüp görebileceği en iyi gitaristlerinden ve müzisyenlerinden biri olan Yavuz Çetin de böyle bir sanatçıydı işte. 10 yaşındayken curayla başladığı müzik hayatına bağlamayla devam eden Yavuz Çetin, kulağının pasını da envaı çeşit müzikle alırken 15 yaşında gitarı keşfedip de elinden bırakamaz hâle geldiğinde, ileride yapacaklarının temellerini çoktan atmıştı bile. 16 yaşında Ercan Saatçi ile birlikte Milliyet gazetesinin düzenlediği müzik yarışmasına katıldılar. Ardından aralarına bir de baterist alarak Ercan-Yavuz-Vahe grubuyla 1987 yılında bu kez Hey dergisinin düzenlediği, katılımcılardan ilk on beşe kalanların şarkılarının derleme bir albümde yer alacağı müzik yarışmasına söz müziği Ercan Saatçi’ye ait olan “I Will Cry” şarkısıyla katıldılar ve yarışmayı kazanıp “Hey Boys” adlı albümde isimlerini duyurdular. Bu yarışma Yavuz Çetin için bir dönüm noktası oldu ve yeni bir gitar alarak kendi beste çalışmalarını yapmaya başladı.

1988 yılında Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’ne girdi. Artık elektro gitar en iyi arkadaşıydı üniversite arkadaşlarıyla birlikte kurdukları “Labirent” grubunun gitaristliğini ve vokalistliğini yaptı. Ertesi yıl “Labirent”le birlikte Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen üniversiteler arası müzik yarışmasına katıldı ve grup “She You’s to Go” adlı şarkısıyla birinci oldu. Müzik bölümünde okumanın getirdiği merakla tuşlu enstrümanlara da dokunan Yavuz Çetin, bu yıllarda Tanju Eksek’le tanıştı ve ikili dönemin popüler mekânlarında çalmaya başladı.

Sahnenin büyüsüne kapılan Yavuz Çetin’in yolu, gitarın bir başka efsane ismi Batu Mutlugil’le kesişti ve bu kez Mutlugil’le sahne almaya başladılar. Ardından Batu Mutlugil bir grup kurma fikriyle geldi ve Cenap Oğuz’la Zafer Şanlı’nın da katılımıyla 1990’da “Blue Blues Band” grubunu kurdular. 1992 yılında bas gitarist Zafer Şanlı’nın çocuğu olunca grubun işleri aksamaya başladı. Yavuz Çetin ve Batu Mutlugil, bir akşam yine o dönemin tanınan gruplarından “Karizma”yı dinlemeye gitti. Grubun basçısı Sunay Özgür’le tanıştılar. “Blue Blues Band”te çalması için teklif götürdüler. Böylece grubun kemik kadrosu oluştu. Ancak bir bateriste ihtiyaçları vardı ve Batu Mutlugil, 1978 yılında Türkiye’ye dönene kadar Amerika’da Kim Capli ismiyle Jimi Hendrix de dahil olmak üzere pek çok usta müzisyenle çalışmış olan Kerim Çaplı gruba katıldı. Böylece 90’lardaki İstanbul’un rock hayatına yön veren Blue Blues Band as kadrosuna kavuşmuş oldu. 60-70’lerin rock ve blues şarkılarını çalan Blue Blues Band’in namı dilden dile, kulaktan kulağa yayıldı ve grubun popülerliği mekânlardan taşan bir kitleye ulaştı.

Bu dönemde Yavuz Çetin, Fuat Güner’le tanıştı. 1996 yılında MFÖ’yle birlikte çalışmaya başladı. Onlarla turnelere çıktı, konserlerinde grubun kadrosunda yer aldı. 1997 yılındaysa gerek kaliteli Türkçe popun gerek de Teoman ve Göksel gibi rock’a daha yakın isimlerin albümlerinde çaldı. Yine aynı yılın Mart ayında kendi albümü için çalışmalara başladı ve on üç parça kaydederek, “Kimse Bilemez”, “Sahil”, “Bodrum Gecesi Yüzünden”, “Hisset Beni” gibi hit’lerin yer aldığı “İlk” albümünü yayınladı. Sonrasında 90’lar Türk sinemasında yeni kapılar aralayan “Karışık Pizza” ve “Propaganda” gibi filmlerin soundtrack albümlerine katkıda bulundu.

90’ların sonunda Yavuz Çetin, kendi solo projesi haricinde Ercan Saatçi, Kıraç, Sibel Tüzün pek çok isimle birlikte çalışıyordu. Bar programları devam ediyordu. Bu süreçte TMC’yle anlaştı ve ikinci albümünün kayıtlarına başladı.  Her şey yolunda gibi görünüyordu ancak Çetin, muhtemelen iç dünyasında kopan fırtınadan habersizdi. Kendisine “yoğun depresyon” teşhisi konduktan sonra bir süre hastanede yatmak zorunda kaldı. Kayıt süreci sekteye uğrayıp uzun sürse de nihayetinde Türk rock tarihine kallavi bir iz bırakacak albümünün son rötuşları da tamamlandı. Ülkeyi alaşağı eden ekonomik kriz yüzünden albümün çıkışı ertelendi. Yavuz Çetin, kariyerinin akıbetinin belirsizliği yüzünden yeniden rahatsızlandı ve psikolojik destek için tekrar hastaneye yattı. Çıktıktan sonra hastalığı nükseden Çetin, 15 Ağustos 2001’de Boğaz Köprüsü’nden geçerken kendini İstanbul Boğazı’nın karanlık sularına attı. On şarkıdan oluşan ve tüm söz ve besteleri Yavuz Çetin’e ait olan “Satılık”ın çıkışını ve albüme gösterilen ilgiyi ne yazık ki Çetin göremedi. Bizse, hâlâ döne döne “İlk” ve “Satılık”ı dinlemeye devam ederken sürpriz bir haberle resmen coştuk.

Yavuz Çetin’in 1990’lı yıllarda Bodrum’da sahne aldığı “Beyaz Ev” adlı mekânda çaldığı performansların kayıtlarından oluşan “Bodrum Sessions” isimli seçki, Groovie London Studio etiketiyle yayınlandı.  “Living Next Door to Alice”, “Stand By Me”, “Proud Mary”, “Photographs & Memories”, “Hard to Handle”, “Rocking to the Free World” ve “Cocaine”den oluşan toplam yedi şarkının cover’larının yer aldığı albüm, sadece Yavuz Çetin’in bir müzisyen olarak mükemmelliğini bir kez daha duymak için değil, onun canlı performanslarını dinleme şansına erişmek adına da ayrı bir öneme sahip. “Bodrum Sessions”taki şarkılar gayet doğal bir ortamda kaydedildiği için dinleyiciyle aradaki paravanı da kaldırıyor ve sanki Yavuz Çetin yukarılardan bir yerlerden bize bir selam gönderiyor. Dinleyiniz, dinletiniz!


© T24