menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bahçeye dönüş

34 0
22.04.2026

Bugün yola çıkıyorum.

Bir yere değil, bir zamana, bir emeğe, bir bekleyişe doğru.

Kırk yıl boyunca dokunduğum bir toprağa doğru.

İnsan bazı yerlere gitmez, döner.

Ama bu dönüş, bir tekrar değildir.

Aynı bahçeye gidilir, ama aynı insan gidemez.

Bugünlerde her şey hızla olup bitiyor gibi. İlgi bile yerini hiç sevmediğim bir ‘görünme’ merakına bıraktı.

Bir şeye gerçekten yönelmek yerine, onun etrafında dolanmak yeterli sayılıyor.

Orada olduğumuzu göstermek, orada olmaktan daha önemli.

Bir şey yapar gibi görünmenin bir şey yapmak yerine geçirilmesi bu.

Ama toprağın böyle bir dili yok.

Toprak, görünene değil yapılan şeye bakar. Orada “mış gibi” yoktur.

Ya kazarsın ya kazmazsın.

Ya beklersin ya sabredemezsin.

Voltaire’in o kısa ve sert cümlesi hâlâ yerinde duruyor:

“Bahçemizi ekip biçmeliyiz.”

Uzun süre bunu bir öğüt sandım.

Şimdi bana daha çok bir sınır gibi görünüyor. Yerini bilmek.

Toprak etiği savunucusu, Amerikalı çiftçi-yazar Wendell Berry meseleyi doğrudan toprağın içinden konuşur:

Toprağı doğru kullanmak, onu sevmekle başlar.”

Sevgi burada bir duygu değil.

Devam etmektir. Geri dönmektir.

Bazen hiçbir şey olmuyor gibi bir usanma gelse bile vazgeçmemektir.

Belki de bu yüzden o bahçeye dönüyorum.

Bir şeyleri büyütmek için değil sadece, kendi içimdeki yere doğru küçülmek için.

Çünkü toprak insanı küçük düşürmez, sonsuzlukta yerine doğru küçültür.

Ama doğru yere.

Bütün bu gürültünün içinde unutulan şeyi yeniden hatırlatır:

Bir şeyin hemen olmayabileceğini.

Ama yine de olabileceğini.

Toprak, insana şunu da öğretir:

Fazlalık bir güç değil, bir yüktür.

Camus’nün dediği gibi:

Kışın ortasında, içimde yenilmez bir yaz olduğunu öğrendim.”*

Bahçeye dönüş, aslında insanın kendinde daraldığı yere dönüş.

*Bu sözü, Albert Camus’nün 1954 tarihli denemesi Return to Tipasa’da okumuştum.


© T24