menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Wildeyen bakış: Sosyalizm ve İnsan Ruhu

21 0
yesterday

Oscar Wilde 1891’de  “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nu (The Soul of a Man Under Socialism) yazdığında,  Chicago Hay Market olayından hareketle Paris İkinci Enternasyonel’de kabul edilen 1 Mayısların henüz ikincisi kutlanıyordu.

Wilde ise daha baba olmamış, saklamayı reddettiği cinsel yönelimi nedeniyle bir başka mayıs günü hüküm giyip hapis cezası almamış, dolayısıyla eşi ondan boşanarak iki çocuğunun soyadını değiştirmemişti. 1895’te çocukları için yazdığı bilinen “Mutlu Prens ve Diğer Öyküler” kitabının ilk hikayesi “Mutlu Prens”te kendine özgü sosyalist sesi duyuluyordu aslında.

Konu Sosyalizm olduğundan Wilde tüm özerkliği ve otantikliğiyle sonda söylediğini başta dillendirir: “Sosyalizm sırf insanı Bireyselliğe götüreceği için bile değerli olacaktır.”  Ona göre Bireycilik, her tür otorite ve toplumsal baskının karşısında özgün, estetik ve kişilikli bir insan olma anlamı taşır ama çoğu kişilik sahibi insan isyankarlığa itilir.

Yaşadığı dönemde, fazlasıyla karmaşık bulduğu toplum o zamana görülmemiş şekilde yoksulluğu ve zenginliği uçlarda yaşamaktaydı. Ve yine Wilde’a göre sanatçı gelecek projeksiyonu yapabilendi, bugünkü sınıfsal uçuruma kim bilir ne derdi? Oysa gerçek zenginlikler çalınamaz olmalıydı.

Oscar Wilde, otoriter bir  Sosyalizm savunucusu olmadığı gibi Anarşizme yakındı. Sosyalizm’i daha çok estetik bir özgürleşme projesi olarak kurmuş, her tür otorite ve rejim karşıt bir görüş benimsemişti.

Ona göre insan, ancak ekonomik zorunluluklardan kurtulduğunda yaratıcı olabilirdi. Sanat, bu özgürlüğün en saf ifadesiydi ve  toplum için değil, sanatçının kendini gerçekleştirmesi için olduğu takdirde bu geçerliydi.

Wilde’ın sosyalizmi, kolektif  fayda adına bireye uyu sağlatan bir sistem değil; aksine, bireyi çoğaltan koşullar toplamıydı. Kendi deyişiyle: “Hiç kimse herkes gibi olmaya devam ederek, uyumu veözgürlüğü aynı anda yaşayamaz”dı. Bu bağlamda,  Özel Mülkiyet’e de  karşıydı. Ona göre Mülkiyet; “İnsandan sonu gelmeyen taleplerde bulunur, sonsuz bir sıkıntıya dönüşür”dü, bu açıdan ondan kurtulmak zenginlerin de çıkarına........

© T24