menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taylor Swift'e bile kalmadı kıyılar!

21 0
07.09.2026

(Kıyılar Halkındır!)

Çocukluğum Antalya'da geçti. O zamanlar askeriye ve bazı kamu kuruluşlarına ait tesisler, kamp alanları ve şehrin deniz kıyısındaki birkaç lüks oteli dışında sahillerin hemen hemen tamamı serbestti. Zaten o otellerden birine girip bir çay içtiğinizde plajını da kullanabilirdiniz. Kimse denize girmek için sizden ayrıca para istemezdi. Bizimkiler de zaten hiçbir şeye zinhar para vermeyecek insanlar olduklarından, iyi ki deniz, kum ve güneş bedavaydı; yoksa Antalya'da büyümek benim için çok zor olurdu. Yanımıza havlumuzu, suyumuzu, evden hazırlanmış yiyeceklerimizi alır, sabahtan sahile giderdik; güneşi batırır öyle dönerdik. Denize girmek bir tüketim faaliyeti değildi; kimse önce kredi kartınızı çıkarıp sonra mayonuzu giymenizi beklemiyordu.

Bugün Türkiye'nin kıyılarında bambaşka bir manzara var. Bir zamanlar herkesin serbestçe kullandığı sahilleri özel işletmeler kaplamış. Bodrum'dan Çeşme'ye, Antalya'dan Fethiye'ye kadar pek çok yerde denize girmek için önce bir giriş ücreti ödemeniz, ardından şezlong kiralamanız ya da belirli bir miktar harcamayı kabul etmeniz bekleniyor. Bir şezlong için 500 lira isteyen de var, 6000 lira isteyen de.

Tamam, tesis sizin, şezlong da sizin; ama "bu uzayıp giden deniz ne zamandan beri sizin ki ona ulaşmak için para ödememiz gerekiyor?" diye sorsanız, bir yere varamazsınız.

Özel mülkiyet hakkı: Kimin, nereye kadar?

Özel mülkiyet hakkı, malum, kapitalist sistemin mihenk taşlarından biri. Fakat bugün bize son derece doğal ve tartışmasız görünen özel mülkiyet düzeni ne kendiliğinden ortaya çıktı ne de sınırları baştan beri belliydi. Nelerin özel mülk haline getirilebileceği, mülk sahibinin haklarının nerede başlayıp nerede sona ereceği, toplumun hangi kaynaklar üzerinde ortak kullanım hakkına sahip olduğu hemen her ülkede siyasal tartışmalara ve uzun hukuk mücadelelerine konu oldu.

Yakın zamanda bu konuda bir akademik makale yazdım. Bu mücadelelerin tarihsel örneklerinden bazılarını ele aldım: Karl Marx'ın on dokuzuncu yüzyıl Prusya'sındaki "odun hırsızlığı" tartışmalarıyla, tarihçi E. P. Thompson'ın on sekizinci yüzyıl İngiltere'sindeki Black Act üzerine yazdıklarını karşılaştırdım.

Prusya'daki "odun hırsızlığı" yasası üzerine yazan Marx, o bildiğimiz Marx değil henüz; yirmili........

© T24