menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk: Kelepir’den önce kelepir vardı, batacaklarını söylemiştim

25 0
12.01.2026

Diğer

12 Ocak 2026

Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk

Türkiye’de “kelepir kitap” denildiğinde akla hemen Kelepir Kitabevleri gelir. Sepetlerden taşan kitaplar, birkaç liraya alınan klasikler ve bir dönemin okur profilini etkileyen kalabalık dükkanlar. Oysa kelepir kitabın Türkiye’deki hikayesi, Kelepir’den çok daha önce başlıyor.

Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, 1970’lerden itibaren yurt dışında basılan akademik ve sanat kitaplarını indirim dönemlerinde alarak Türkiye’ye taşıyan ilk isimlerden biri. Beyoğlu’nda açtığı Literatür Kitabevi’nde satılan eski baskı ithal kitaplar, bugün “kelepir” diye adlandırılan yayıncılık pratiğinin erken örnekleri. Kocatürk, bu söyleşide hem kendi yayıncılık deneyiminden yola çıkarak Kelepir Kitabevleri’nin ortaya çıkışını hem de Türkiye yayıncılığının stok, dağıtım, krizler ve korsanla geçen o yıllarını anlatıyor.

- Kelepir Kitabevleri’nin ortaya çıktığı yıllarda siz de kendi yayınevinizde çalışmalar yapıyordunuz değil mi?

Evet. O dönemde daha çok ithal kitap getiren ve kapıdan kapıya pazarlama yapan şirketim vardı. Ayrıca Beyoğlu'nda kitabevi açmıştım.

- Sanırım senetle kitap setleri satılan dönemi tarif ediyorsunuz…

Ben daha eskiyim. 1977’de bırakın senedi, posta çeki ile ansiklopedi pazarlaması ve dağıtımı yapılan firmada başladım. Renkli Resimli Bilgi, Hayat Ansiklopedisi gibi kitapların taksitli satışlarıydı bunlar. Sonra taksitle ansiklopedi satılan dönemde çalıştım. Hatta 12 Eylül döneminde, devletin itip kaktığı, görevden aldığı ne kadar öğretmen ya da işsiz kalmış insan varsa onları örgütleyip kocaman bir satış ekibi kurdum. Malatya'dan Zonguldak’a, Ankara'dan Mersin'e kadar çalıştık.

- Ayrıca Beyoğlu'nda açtığınız, şu anda yayınevi olarak devam eden Literatür isimli kitabevinin sahibiydiniz…

Evet ayrıca ithalat yapmaya başladığımızda o kitapların eski baskılarını getirip öğrencilere ucuza sattım. Yurt dışındaki fuarlardan o kitapları Türkiye’ye getiriyordum. O zaman o getirdiğim aslında kelepir kitaplar, burada kapışılırdı. Kelepir kitap, Kelepir Kitabevleri’nden önce de vardı. Yine dünyada sadece kelepir kitap satan dükkanlar vardı. Uluslararası büyük firmalar stok fazlası ürünleri, defter değeri kalmayan kitapları alırdı.

- Peki Kelepir’in kuruluşu esnasında o döneme ait anımsadıklarınız neler?

Bir gün Atıl Ant, Işıtan Gündüz, Cem Yayınları’ndan Mehmet Ali Uğur, Kavram Yayınları’nda Serhat Baysal ve Pandora’dan Hüseyin Sönmez bir araya gelerek, DADA diye bir oluşum kurdular. Cağaloğlu’ndan Beyoğlu’na gelmiş olan yayıncıların kurduğu “Dağıtımcıya Dağıtım” diye bir oluşumdu. Sonrasında da ellerinde kalmış, artık satılamayacak kitaplarla ilgili Kelepir diye Küçükparmakkapı Sokak’ta bir dükkan açtılar. Bir gün 6.45’ten Çetin Şan ve Kaan Çaydamlı bana geldiler. Bizim kitaplarımızın bir kısmını satın almaya başladılar. Mesela bizim Beyoğlu’nda kitabevimiz olmasına rağmen bizden aldıkları kitapları iki günde bitirmişlerdi. Tekrar kitap almaya geldiler.

- Bu hızlı satış sonrası Kelepir’in sektörü değiştireceğini düşündünüz mü?

Bu çok önemli bir deneyimdi. Oradaki doğru olan şey, yayıncıların artık kitabevlerinde satış şansı olmayan ama hala okuru olabilecek olan kitapları satışa sunmaktı. Çünkü bu, yayınevlerinin satılmayan kitapları depoda tutmak yerine satışa sunmasına yaradı. Kitabı depoda stokta........

© T24