Ne halde: O halde cinnet
Diğer
09 Ocak 2025
Hep bahsettiğim gibi cinnet toplumu uzun zamandan beri alıp başını gitmiş durumda. Her şey çökmekte, yok olmakta, yer değiştirmekte, değerlerinde azalma olmakta, aşınmakta, yerle bir edilmekte, tanınamayacak hale sokulmakta, bir eski değer kalmamakta. İşitmediğimiz şeyleri işitmekteyiz. Yani, değerlerin değişmiş hali içinde yeni değerlerle yaşamaya başladık. Tanımadığımız yemekleri yemekteyiz ve bilmediğimiz ve duymadığımız içkileri içmekteyiz. Zehirlenenler de bunun arkasında sayılan vakalar olarak geçip gitmekte. Her şeye rağmen unutmaktayız; unuttuklarımızı da bir daha hatırlayamaz hale sokulduk.
Makinalar, teknolojik-mantık, yapay zekâ, bir takım bilmediğimiz kelimeler hayatımızı sarmış gidiyor. Rahmetli anneannemi 103 yaşına gelirken kaybetmiştik. Ve 1901 doğumlu olan ve değerleri o zamana göre yaşamış, kelimeleri soldan sağa doğru yazarken okuma yazmayı öğrenmiş ve sonradan da tam da tersine sağdan sola doğru yazmaya başlamış bir neslin içinden geçerek Birinci Dünya Savaşı’nı ve dolayısıyla İstanbul işgalini yaşamış birisinin hayatının sonunda sorduğu soru şuydu ve bunu televizyonlardan duymuştu. Dabulyu Dabulyu dot kom nedir?
İstanbul’un değerleri, Anadolu şehirlerinin halkının değerleri, başkentin değerleri hepsi bir Cumhuriyet içinde homojenleşmeye başlamış, ama yine de tam olarak hepsi bir örnek olarak işlemeyen değerlerin, dillerin ve zihniyetlerin dışına çıkmaya başlayan bir “insansızlaşan” hayat içine girmekteyiz. İnsanlığı kaybolan bir halkın çektiklerini düşünebilir miyiz? Aile değerlerinin cinayetlerle boğulduğu bir halk kültürü ahlakını değil, ama asıl umudunu kaybetmiş vaziyette; geçmişe tutunmaya çalışırken yeni değerleri içinde taşımak zorunda kalıyor.
Yavaşça ışıklar sönmekte, karanlık sarmakta her yeri; bu sadece aklın kararması değil ama bilinçdışının karanlığı da değil; öyle olmuş olsaydı o zaman buna bir iyileşme çaresi bulmak belki mümkün olabilirdi. Ama iyileşmeye doğru atılacak adımın var olması için doğal ışıkların aydınlatması gereken bir dünya içinde yaşamakta olurduk. İnsani değerlerin yitirildiği, hayatın değeri azaldığı ortamlarda bu ışığı bulabilmek için başka yerlere doğru bakmak zorunda kalmaktayız ki bu da asıl işin en acı olan tarafı olarak hayatlarımızı sarmış durumda. Bu da stadyumların parlak ışığında, AVM’lerin sıcaklığındaki ışıklarda bulunmakta. Burada ısınmaya çalışan yakıtlarının parasını ödeyemeyenleri görüyoruz. Metalaşmış bir kapitalizmin en uç noktasına doğru........
