menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kara (harekâtı) göründü!

30 0
yesterday

İki hafta kadar önce bu köşede kaleme aldığım “İran Savaşı asıl şimdi mi başlıyor” başlıklı yazımda, İran Savaşı’nda Trump tarafından ilan edilmiş ateşkesin, kontrolden çıkma noktasına ramak kalmış küresel piyasaların elektriğini bir süreliğine alıp rahatlatmak ve Hürmüz’ün ve/veya İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun kontrolünü hedefleyen kapsamlı kara operasyonları için de ihtiyaç duyulan yığınağı artırıp zaman kazanmak amacıyla zorunlu ve geçici bir durak olarak kurgulamış olma ihtimalinin yüksekliğinden söz etmiş ve şu tip senaryolardan en az birinin yakın zamanda yürürlüğe konulabileceğini dile getirmiştim:

ABD & İsrail’in olası hedefleri

İran'ın petrol ihracatının tahmini yüzde 90'ını karşılayan Harg Adası'nın ele geçirilmesi veya abluka altına alınması; Küresel petrol arzının yüzde 20’sinin aktığı Hürmüz Boğazı'nın İran kontrolünden çıkarılmasına dönük olarak İran kıyı şeridinin temizlenmesi; İran'ın Natanz, Fordov ve İsfahan nükleer teknoloji merkezleri gibi kilit tesislerini hedef alan operasyonların düzenlenmesi ya da, daha spesifik olarak söylersek, İran'a ait yüzde 60 oranında zenginleştirildiği ileri sürülen ve 440 kg ağırlığında olduğu tahmin edilen uranyumun ABD güçlerince “güvence altına alınması”, yani açıkça sahibinden çalınması.

ABD’nin yukarıda sıraladığımız senaryolardan en az birini yürürlüğe koyabilmesi ve kapsamlı kara harekâtları gerçekleştirebilmesi için ihtiyaç duyduğu askeri yığınağını tamamlama noktasına geldiğine tanık oluyoruz. CENTCOM’dan aktarılan bilgiler ve paylaşılan görüntüler ABD Donanması’na ait üç uçak gemisi saldırı grubunun da CENTCOM bölgesinde olduğunu ve abluka faaliyetini desteklediklerini teyit ediyor. USS Gerald R. Ford 304 gündür bölgede. USS Abraham Lincoln 91 gündür bölgede. USS George H.W. Bush ise 4 gündür.

Bir diğer deyişle, bu üç uçak gemisi 2003 Irak işgali öncesindeki hazırlık sürecinden bu yana ilk kez Orta Doğu'da eş zamanlı olarak faaliyet gösteriyor. Sayıları 200’ü aşan sayıda uçak, 12 savaş gemisi ve 3 uçak gemisi (USS Abraham Lincoln, USS Gerald R. Ford, USS George H.W. Bush) 15 bin denizci ve deniz piyadesi ile birlikte ABD’nin Orta Doğu sularındaki Irak Savaşı'ndan bu yana en büyük yığınağını gerçekleştirmiş durumda.

Aynı şekilde, İsrail’in Ben Gurion Havalimanı, bugünlerde Amerikan ordusuna ait KC-135 ve KC-46A tipi tanker uçaklardan geçilmiyor. Sayıları son günlerde giderek artan bu onlarca havadan yakıt ikmal uçağı kendilerine görev verilmesini bekliyorlar. Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Amerikalılara topraklarında önemli miktarda hava kuvvetleri birlikleri konuşlandırma izni verdiği bildirilirken, bölgeye ilave ekipman taşıyan ABD Hava Kuvvetleri’ne ait çok sayıda nakliye uçağının Orta Doğu'ya doğru yola çıktığı görülüyor.

ABD ordusunun bölgedeki bu güçlendirilmiş kinetik omurgası, İran savaşının kara harekâtı da içeren yeni bir fazının eşiğinde olduğumuzun en temel göstergesi. Tüm göstergeler, Pentagon’un İsrail ile birlikte İran’a karşı yeni bir saldırı hazırlığını tamamlamış olduğunu gösteriyor.

İran’ın hedefleri

Öte yandan, İran Devlet Televizyonu, çatışmaların yeniden başlaması halinde hedef alınacak yeni enerji tesislerinin bir listesini yayınladı. Liste’de Körfez monarşilerindeki şu kritik noktaların yer aldığı dikkati çekiyor:

- Savaştan önce dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumunda olan Katar'ın, küresel enerji güvenliği açısından kritik rol oynayan ve geçen ay vurulduğunda doğal gaz fiyatlarında yüzde 40'a varan artışlara neden olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretim tesisi Ras Laffan.

- Birleşik Arap Emirlikleri'nin kuzeybatısındaki Das ve Zirku Adaları ile açık deniz petrol ve doğal gazı için önemli merkezler.

- Suudi Arabistan'ın enerji altyapısının “incileri” olarak kabul edilen Abkaik, Sefaniya ve Kureyş gibi kritik petrol tesisleri. Yaklaşık 7 milyon varil/gün işleme kapasitesine sahip, dünyanın en büyük petrol işleme ve stabilizasyon tesisleri olan Abkaik ve Kureyş'e Eylül 2019'da da koordineli insansız hava aracı/füze saldırıları düzenlenmiş; bu saldırılar sonucunda küresel petrol üretiminin yüzde 5'inden fazlasını temsil eden günlük 5,7 milyon varillik bir arz düşüşü yaşanmıştı. Ülkenin ikinci büyük petrol sahasını içeren ve 2019 saldırılarında Abkaik ile birlikte hedef alınan büyük petrol kompleksi Sefaniya de, Suudi Arabistan’ın kritik altyapısının önemli bir bileşeni olarak kabul ediliyor.

- Dünyanın en büyük bitümlü şeyl yatağı olarak bilinen Kuveyt'teki Burgan petrol sahası.

Silahlar daha sert konuşabilir

Özetle, şimdi silahların yeniden ve daha sert bir biçimde konuşacağı; hem Körfez petrolünün akışının değişimiyle hem de dünya enerji denkleminin yeniden yazılmasıyla sonuçlanma potansiyeline sahip bir çatışmanın eşiğinde gibiyiz. Şu ana kadarki aksiyonun küresel yansımalarına baktığımızda, Avrupa, Körfez ve Rusya'dan uzaklaşırken ABD’ye olan bağımlılığı artıyor. Asya ise, özellikle Çin ve Japonya ile, yeni akışın gerçek çekim merkezi haline gelmiş durumda.

Bu arada, benzin fiyatları açısından bakıldığında, İran Savaşı’nın başladığı 28 Şubat’tan bu yana fiyat artışlarının en yoğun olduğu ülkelerin, yüksek rezerv tutmayan Güneydoğu Asya ülkeleri olduğu görülüyor. Benzin fiyatları Kanada’da yüzde 28, ABD’de yüzde 35 artarken, Laos’ta yüzde 45, Malezya’da yüzde 68, Filipinler’de yüzde 72, Myanmar’da ise yüzde 101’in üzerinde artmış durumda.

Rafineriler alev alev

Öte yandan, dünya genelinde petrol rafinerileri ile enerji santrallarında küresel enerji denkleminin yeniden yazılmasına katkı (!) anlamında değerlendirebileceğimiz esrarengiz birtakım patlamalar meydana geliyor, yangınlar çıkıyor. Rafineriler alev alev yanarken, “Bütün bunlar belirli bir plan dahilinde yürütülen sabotaj eylemleri olabilir mi?” sorusu da akla geliyor. Bakın son haftalarda çok az bir kısmı bölgesel çatışmalar kapsamında görülebilecek neler oldu:

2-3 Nisan’da Kuveyt’in Mina el Ahmedi rafinerisi bir dron saldırısı sonucu vurulunca yangın çıktı ve tesis hasar gördü.

5 Nisan’da Çin’in doğusunda önemli bir endüstriyel merkez olan Jinan’daki bir kimya endüstrisi tesisinde büyük bir patlama meydana geldi.

9 Nisan’da Meksika’nın 20 milyar dolarlık yatırımla inşa edilen amiral gemisi enerji tesisi konumundaki Dos Bocas Rafinerisi’nde yangın çıktı. Günlük 340 bin varil işleme kapasitesiyle ülkenin en büyük rafinerilerinden biri olan Dos Bocas’ta daha önce de 17 Mart’ta benzer bir kâbus yaşanmıştı.

13-14 Nisan’da Hindistan’ın Chhattisgarh eyaletinde bulunan Vedanta şirketine ait Singhitarai enerji santralinde patlama meydana geldi ve 20’nin üzerinde insan hayatını kaybetti.

15-16 Nisan’da Avustralya’nın günde 120.000 varile kadar petrol işleme kapasitesine sahip Geolong rafinerisinin kritik ünitelerinde büyük yangınlar çıktı.

16 Nisan’da Pakistan’ın kuzeybatısındaki Pahtunhva eyaletine bağlı Haripur bölgesindeki Hattar Sanayi Bölgesi'nde gaz botu hattında meydana gelen patlama 8 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.

16 ve 19 Nisan’da Rusya’nın Krasnodar bölgesinde bulunan ve ülkenin Karadeniz kıyısındaki tek rafinerisi olarak bilinen Tuapse rafinerisinin rezervuar alanına dron saldırıları akabinde yangın çıktı.

18 Nisan’da ABD’nin Seattle kentinin kuzeyindeki BP Cherry Point rafinerisinde dört kişinin yaralandığı bir patlama meydana geldi.

20 Nisan’da Hindistan'ın Racastan eyaletinin Balotra bölgesinde yer alan, Hindustan Petroleum Corporation Limited’e (HPCL) ait Pachapadra rafinerisinde büyük bir yangın çıktı.

20 Nisan’da Romanya'nın Bükreş Batı Enerji Santrali'nde meydana gelen patlamanın ardından CET Vest tesisindeki 3 trafo alev aldı.

22 Nisan’da Irak’ın Erbil kentindeki Lanaz Petrol Rafinerisi'nin depolarında bir İHA saldırısı sonrası yangın çıktı.

25 Nisan’da Vietnam Hanoy’daki bir petrol depolama tesisinde meydana gelen bir patlamanın akabinde yangın çıktı.

Bütün bunlar, belirli bir plan dahilinde ve İran Savaşı’na paralel sayılabilecek bir hatta, hibrit savaş yöntemleri çerçevesinde yürütülen sabotaj eylemleri olmasa bile, küresel enerji haritasını bozmak ya da yeniden şekillendirmek isteyen kimi güçlerin kaotik planlarına destek verebilecek bir içerik taşımıyor da değil. Ama tabii şu aralar neyin ne olduğunu tam olarak anlamak için biraz zamana sıklıkla gereksinim duyuluyor.

Umalım ki, tüm bu kaotik manzara içinde yürünen barış karası olur! 


© T24